… Kültür-sanat dünyasıyla biraz olsun ilginiz var ise çevrenizdeki “dindar” gençlere şöyle alıcı gözüyle bir bakın…
Rahmetli Yücel Çakmaklı ve onun ülke sinemasındaki varlık mücadelesinden söz ederken “Bunların hepsi birer ilkellik başyapıtı” diyerek burun kıvıran, fakat Koreli ateist Kim Ki Duk’un sineması söz konusu olduğunda bu filmlerin içerdiği bütün İslâmdışı/ahlâkdışı unsurlara karşın hayranlıktan eli ayağı birbirine dolanan; bırakın Türkiye’yi, dünyada bile bir elin parmakları kadar az sayıda sanatçıyı insan yerine koyacak kadar seçkinci bir tavra bürünmüş ultra-dindar genç kızlar…
Gündelik hayatında kullandıkları[...]
Viyana’dan Ankara önlerine kadar düşüşümüzün sebebi münhasıran şarklı kalışımızda arandı. Geri kalmıştık. Avrupa’dan ilim, teknik alacaktık.
Çünkü ilmin, tekniğin milliyeti, rengi yoktu. Millî Mücadele’yi yapan, vatanı kurtaran Kuva-yı Millîye ruhu muhafaza edilmesi şartıyla bu lâzımdı; zarurî idi. Hâlbuki biz böyle yapmadık. Kendi ruhumuzu, kendi tarihimizi, kendi imanımızı ayaklar altına aldık. Garbın bütün muzahrafatının üstüne bir asrî, modern damgası vurduk! Gümrüksüz memlekete ithal ettik. Avrupa bize ilimden, teknikten evvel, âdetleri, zevkleri, bâtılları, baloları, sololarıyla girdi. Bizde siyasî partiler teşekkül etmeden evvel gardenpartiler,[...]
Bugün bir vesile Taksim’e gittim. İstiklâl Caddesi’nden Tünel’e doğru yürürken bir müzik sesi geldi kulağıma. Duyduğum gibi birden durdum. Ses ilginçti. Daha önce bir yerlerden duymuştum ama bu ses başkaydı. Kalabalığın toplanmaya başladığını görünce hızlı adımlarla müzisyenlerin yanına gittim. Üç kişilerdi. Darbukayı ve gitarı tanıdım da ortada çalınan aleti hiç görmemiştim. Kanuna benzer ama vurmalı bir alet. Bu kadar hoş bir sesin çıkacağını o aletten hiç beklemezdim. Dakikalarca dinledim. Harikaydı. Canlısı bir başkaydı tabi.
Dönünce hemen araştırdım. İlk önce ismini bulamadım[...]
Geçenlerde bir kitap okudum. Merak ettiğim ama detaylıca incelemediğim bir konuydu Yavuz’un doğu siyaseti. Kitap tam da bu konudan bahsedince işte dedim. Aradığımı buldum. Kitap Yavuz döneminde yaşamış bir diplomatı anlatıyor. Okullarda okutulan tarih kitaplarında adı geçmez. İdris-i Bitlisî.
Aslen Bitlisli. Doğu memleketlerinin bir çoğunda bulunmuş. Anadolu’nun doğusundaki bir Türk devleti olan Akkoyunlu Devleti’nde yetişmiş. Bir çok mühim makamlarda vazife almış bir şahıs. İdris-i Bitlisî’nin asıl hikayesi Osmanlı döneminde başlamış. Doğuda yeni bir güç olarak doğan Safevi Devleti, Akkoyunlu hakimiyetine son[...]