Archive from Ağustos, 2009
31.8.2009 - Hasbihâl    Yorum Yok

Dostluk dediğin nedir ki

Dostluk ile alakalı bir yazı. Yorumsuzdur. Çünkü buna ben bile yorum yapamam. Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler, yakınlıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş, karışmış kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır.

31.8.2009 - Hasbihâl    4 Yorum

Hayalden ibarettir

Her insan bir alem elbet. Alemler kadar hayaller var zihinlerde. Olması beklenen hayaller. Hayalin güzelliği bile insanın güzelliğini belli eder. İnsan hayal ettiği kadar var hayal ettiği kadar yoktur. Bunlar edebiyat mıdır? Edebiyatın “e” si dahi değildir. Bunlar hayalden ibarettir. Hayal kurmayı istemeyi de istemiyorum.

31.8.2009 - Köşedekiler, Sinema    Yorum Yok

Yücel Ağabeyin anısına

Bir kaç gün önce kaybettiğimiz, sinema kültürümüzün temel taşlarından Yücel Çakmaklı hakkında bir çok yazı yazılmaya başlandı. Maalesef hayatında değer veremediğimiz böyle ustaları vefatlarından sonra hatırlıyoruz. Herkes vefa örneği sergilemeye çalışıyor, inşallah gün geçtikçe unutulmaz. Gerçi sinema ile uğraşan arkadaşlar illa ki hatırlar ve yaşatırlar ümidindeyim. Sinemadan teknik açıdan pek anlamayan, film izlemeyi seven ve [...]

30.8.2009 - Kitap, Ortaya Karışık    Yorum Yok

Sultanahmet Kitap Fuarı

İstanbul’da olmanın bir nimeti ile karşı karşıyayız.  (önceki cümle yanlış anlaşılabileceği düşünülmeden yazıldığı için üzeri çizilmiştir. nisbet gibi) Ramazan’ın bereketi kitaplara da sirayet ediyor şükür ki. Bu ayda İstanbul’da bildiğim ve henüz hiç birine gidemediğim 3 fuar var. Eyüb, Sultanahmet ve Üsküdar’da açıldı. Sultanahmet Fuarı 27 Ağustos’da açıldı ve Kadir Gecesi’ne kadar açık kalacağını öğrendim. [...]

29.8.2009 - Şiir    Yorum Yok

Göz gördü gönül sevdi

Şemseddin Nahifi, Fatih döneminde yaşamış. Musikişinas ve şair. İran ve İstanbul’da bulunmuş, Bursa’da vefat etmiştir. Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım Âşıklığıma şâhid-i âdil mi değildir Evzâ-i hazînimle garîbâne nigâhım Memnûn-ı visâl eyle beni gel kereminle Yansın hased âteşlerine baht-ı siyâhım Ey seng dil etmez mi [...]

28.8.2009 - Kitap, Tarih    Yorum Yok

Avrupa kıta mı gerçekten?

Paul Valery Avrupa’yı, “Asya kıtasının küçük burnu” diye nitelemişti. Aslında bakarsanız, Avrupa “kıtası” diye bir kıta da yoktur. 300 milyonluk nüfusuyla Avrupa bir kıta sayılacaksa, o zaman 1,5 milyarlık nüfusu ve aşağı yukarı Avrupa’nın yüzölçümüne denk topraklarıyla Hindistan neden bir kıta sayılmasın? Bunu objektif, Avrupa “zihin kıtası” haricinde sahih bir geçerliliği olduğundan söz edilebilir mi? [...]

Sayfalar:12345»