Archive from Nisan, 2010
23.4.2010 - Köşedekiler    2 Yorum

Vefasıza sitem…

Ey Nefis! Bilir misin “vefa” nedir? O, insanın gönlüyle buluşmasıdır. Kendisi olmasıdır. Yaratılış ve varoluş gayesinin farkına varması, hayat çizgisini bu gaye istikametinde oluşturmasıdır. Vefa, dost iklimlerin gülüdür. Düşmanlığın, kirli hesapların pis kokuları arasında vefanın yeşerip göğermesi mümkün değildir. Vefa duyguda, düşüncede, tasavvurda, idealde, hayalde hep aynı şeyleri paylaşanların atmosferinde üfül üfül esen bir cennet [...]

20.4.2010 - Anekdot    Yorum Yok

Su tabancasından kaçan bir Fransız!

… Salona döndüğümde, babama sordum: “Ne diyorsun?” “Sana doğruyu söyleyerek her şeyi berbat edecek değilim…” “Ondan pek hoşlanmadın, değil mi?” “Hoşlanmaya uğraştım, ama polis genlerim işi bozuyor.” Yaralı tavşan bakışımı devreye soktum. “Şaka şaka. Centilmen bir gence benziyor… Ne dememi bekliyorsun? ‘Onu gördüm ve hayatımdaki bütün taşlar yerine oturdu’ mu?” “Şerif, üzmesene kızı. Tatlı bir [...]

19.4.2010 - Güne Özel    Yorum Yok

Ondokuz Nisan

Küçükken ondokuz nisan gününü çok severdim. Bir gün sonra Efendimiz’in (s.a.v) doğum günüydü çünkü. Bilmiyordum ki tarihlerimiz hicri değilmiş. Olsundu. Yine de güzeldi. Yine güzel mi? Evet şimdi de güzel. Güzelliği, sevdiklerimin bana değer verdiğini görmek. Sonrasında bir kaç damla gözyaşı. Unutmayan beni bugün, annem, babam, öz kardeşlerim, can kardeşlerim, can yoldaşlarım, sıkı dostlarım ve [...]

17.4.2010 - Anekdot    Yorum Yok

Gözyaşı Tabancası

“İnsan, bu dünyaya ağlayarak gelir, yeterince ağladıktan sonra da ölüp gider” [WILLIAM SHAKESPEARE, 1564-1616, Kral Lear] Orhan Gencebay’ın eski bir şarkısı, Dertler Benim Olsun çalıyordu. “Bir zaman benim sevgilimdin”: Kurşunları doldurup şarjörü taktım. “Yanımdayken bile hasretimdin”: Sig Sauer’i [P220] elimde çevirdim. “Şimdi başka bir aşk buldun”: Namluyu, televizyonun üstündeki kirli yemek tabaklarına doğrulttum. “Mutluluk senin [...]

15.4.2010 - Anekdot    Yorum Yok

Yazar olabilmenin şartı: Çok okumak

“Dostoyevski çağının en çok okuyan yazarlarındandı. Schiller’i, Balzac’ı kaç kere yeniden okumuştu.” Onun, okumaya bu denli önem vermesi, salt “okuma zevki”nden değil, “sağlam” bir okur olmadan, “sağlam” bir yazar da olunamayacağını bilmesindendi. Ne de olsa, inkar edilemez bir gerçektir: zamanın edebiyat sahnesinden kolayca silemeyeceği, büyük yazarlar, öncelikle sabırlı ve disiplinli okurlardır. Bu gerçeğe riayet edenler, [...]

9.4.2010 - Ortaya Karışık    4 Yorum

Anlatılan olayların hepsi gerçektir

Bir mekanda uzun süre kalan insanda alışma belirtileri meydana gelir. Nitekim o belirtileri üzerimde taşıyor(d)um. Mekan değişince insana ferahlık gelmiyor değil. Bugün Sultanahmet Camii’nde Cuma Namazı kılmak nasip oldu bir kere daha. Alabildiğince kalabalık. En hoşuma giden tarafta cemaat içinde eriyip gitmek. Bir fert ama cemaat içinde. Hızlı yazar, güzel abilerden Murat Menteş’in ikinci kitabına [...]

Sayfalar:12»