27.8.2009 - Kitap    Yorum Yok

Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı

Çoktandır Senai Demirci’nin Söz Yangını kitabını bitirmeye uğraşıyordum ki şükür bitti. Güzel bir kitap tavsiye ederim. Tatlı bir üslubu olduğunu daha önce de belirtmiştim. “Bu aralar ne okuyorsun?” gibi sorulara “Şuan hiçbir şey okumuyorum” cevabı vermekten hiç hoşlanmam. Bu tür sorulardan hoşlanmadığım için kitap okuduğum da anlaşılmasın.

Sadede gelirsek; daha önce almış olduğum çok sevdiğim ve okumaya doyamadığım Mustafa Armağan’ın fırından yeni çıkmış “Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı” kitabı şuan elimde. Okumaya sunuş bölümünden başladım ki yazar okuyucusunu nereden avlayacağını iyi biliyor. Öyle bir sunmuş ki kitabı, insanı “bu kitap okunur be birader” demeye zorluyor.

Yazarın daha önce herhangi bir kitabını okuduysanız, her kitapta okuyucuyu şaşırtmaya bayıldığını da bilirsiniz. Bu kitabın diğerlerinden eksik kalan bir yanı olduğunu hiç düşünmüyorum. İleriki günlerde kitap ile ilgili kritiklerim olacaktır ve paylaşmaya değer gördüğüm parçaları buraya yazmaktan zevk duyacağım nasibse. Sunuş bölümündeki bir paragraf yazarın bütün kitaplarında kullandığı bir tarz. İşte o paragraf;

Osmanlı ilerledi: Nereye? Avrupa’ya doğru. Osmanlı geriledi. Nereden? Avrupa’dan.

Gördüğümüz gibi bütün bir Osmanlı tarihini Avrupa eksenli olarak okuyoruz. Neden bir Hindistan’ın Goa Limanına çıkarma yapan Osmanlı, Viyana’yı kuşatan Osmanlı kadar yer almaz tarihlerimizde? Ona Avrupa açısından baktığımızdan kuşkusuz. Osmanlı hep Batı’ya gitmiş Doğu’yla hiç ilgilenmemiş. Nereden biliyorsun? diyorum. Cevap geliyor. Ama öyle değil mi?

Bir televizyon programında emekli bir general “Osmanlı’nın Kafkas politikası yoktur” deyince kendisine sormuştum. Özdemiroğlu Osman Paşa’nın III.Murad dönemindeki Kafkas seferlerini biliyor musunuz? Osman Paşa’yı bile bilmediği ortaya çıkmıştı.

Ayıp değil mi? Bir asker nasıl kendi tarihindeki bunca önemli işler yapmış bir başka askeri tanımaz? Ve tanımadığını da böylesine fütursuzca nasıl söyleyebilir?

Evet bu paragraf kitabın ilk sayfalarından. Varın içerisini siz düşünün.

varsa bir sözün?