Bir gün daha
Bir gün daha böyle geçti işte. Gün geceye iyice kaydı. İstanbul uyumaya hazır. Ben de günün yorgunluğunu atmak için dinlenmeye giderken dur dedim kendime yaz günlüğe bir şeyler öyle git. Öyle de yapıyorum. Kulağımda kulaklık ses derinden geliyor. Sanatçı Ömer Faruk Tekbilek. Masaüstümde bir istanbul duvar kağıdı. Sepya renkli. Sanırım Kadıköy’den çekilmiş bir fotoğraf. Sarayburnu o güzel siluetiyle boğazı seyre dalmış. Ben de arada gidip de bakmaya doyamadığım boğazın çeşitli fotoğraflarını duvar kağıdı yapıyorum ki gözümüz gönlümüz açılsın.
Bir gün daha dedim ya bir gün daha geçti işte. Geçiyor. Önünde duramazsın. Hele bir de çok sevdiğin bazı alışkanlıklar terkedip gittiyse hayatından. Gün o zaman daha da hüzünlü geçiyor. Gün doğmak için batar demiş ya ecdad. Gerçekten de öyle midir? Gün yeni bir gün olmak için mi batar?. Hüzünlü olsun sevinçli olsun gün doğmak için batar. Gün muhabbetle dolarsa sevinçli olur. Muhabbet olmazsa gönüllerde o zaman gün hüzne döner. Alışkanlık dedim ya o alışkanlık muhabbet işte. Gönül muhabbet isterdi. Ederdin muhabbetini kendine gelirdin. Şimdi ey gönül neyle muhabbet eylersin? Halili bulmak zordur bu dünyada. Hakiki muhabbeti bulan halildir o halde.
Müzik de değişti bu arada. Çalan parça hangisi mi? Parça: “Last Moments of Love”. Tabi ki Ömer Faruk Tekbilek’ten. Manası ne mi? Mana: “Aşk’ın Son Dakikaları”. Bu parça bana şu an diyor ki: “Hadi git! Ölümün küçük kardeşi seni bekliyor!”
Tweet