15.5.2009 - Hasbihâl, Tarih    Yorum Yok

Davamızda ümitsizlik yoktur

Biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki güneşten daha parlak ve cennet gibi güzel ve saadet-i ebediyye gibi şirindir. Öyle bir dava ki bizim davamız ümitsizliğe ayıracak vaktimiz yok. Hem öyle bir davamız var ki nice koç yiğitler vatan evladları bu uğurda canlarını bile feda etmişler. O davanın öyle hadimleri var ki dillere destan.

Kudüs hizmetkârı Selahaddin Eyyubî’ler, ülkü uğruna yurtlarından göçüp diyarlardan diyarlara giden Süleyman Şah’lar, yıkılmaya yüz tutmuş bir devletin uç beyi Ertuğrul Gazi’ler, hocası Şeyh Edebalı dergahında mushafa ayak uzatmayan, torunlarının atlarının ayak izlerini uzaklarda görüp, rüyasında göğsünden koca bir çınar ağacı filizlenen Osman Bey Gazi’ler, İslam ulaşmamış Rumeli diyarlarına ilk ayak basan Osman Gazi torunu Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa’lar, savaş meydanında yıldırım gibi savaşan Sultan Bayezid’ler, takvada, cesarette ünvan sahibi Sultan Murad’lar, genç yaşında o mübarek hadise mazhar olup dünya cenneti İstanbul’una kavuşan Sultan Mehmed Fatih’ler, mübarek beldelerin hakimi değil hizmetkarı olmayı kabul edip uçsuz bucaksız Tih Çölü’nü Peygamber (sav) önderliğinde geçen Sultan Yavuz Selim’ler, ömr-ü hayatını at sırtında geçirip batıyı dize getirmeyi ahdetmiş Kanunî Sultan Süleyman’lar, zamanındaki devletlere kafa tutan Sultan Abdülhamid’ler ve daha adı şanı bilinmez nice ecdad nice vatan evladı bu davanın hadimi değiller mi?

Öyleyse onlar hadimi iken bu davanın sen nesin? Koca Devlet-i Al-i Osman kaç yıl önce ayrıldı ki bizden biz onun tarihini unutmuşuz? Bilmezmiyiz ki devlet yıkılsa bile yeni devletleri kuranlar bizler değilmiyiz. O zaman ümidsizlik neden? Ümidsizliğin ta kendisidir tarihini unutmak. Davamızda ümidsizlik yoktur. Biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki güneşten daha parlak ve cennet gibi güzel ve saadet-i ebediyye gibi şirindir.

varsa bir sözün?