Ortaya Karışık
Yorum Yok Eskiden dedin de aklıma geldi
Nerde o eski ramazanlar değil de nerde eski bizler demiştim geçen. Aynen öyle. Eskiden dedin de aklıma geldi. Bugün çocukluğumdaki ramazanları hatırladım. Büyüdükçe daha da ilginçleşiyor ya hayat bu mübarek aylar da değişiyor kendimizde.
Eskiden babam ramazandan önce fırına çörek siparişi verirdi. Annem büyük bir itinayla hamurunu hazırlar pişirmek için babamla fırına giderdik. Fırın sahibi uzaktan akrabamızdı. Adım da dedemin adı olduğu için beni ayrı bir severlerdi. Fırına giderken o kadar sevinirdim ki yolda babama çöreklerin yağlarını ben sürecem derdim. Bizim oralarda ayrıca ramazan pidesi hazırlanmaz. Pide yılın hergünü fırınlarda hazırdır. Büyükşehirlerdeki pidelerin yarısı kadardır.
İşte bahsettiğim çörekler de bu pidelerin yarısı kadardır. Nerdeyse bir simit genişliğinde bir şey yani. Çörekler fırından çıktıktan sonra hemen yağlamak gerekirdi. Fırından yeni çıkan çörekler de elimi yakardı ama yine de güzel bir olaydı.
Hazırlanan çörekler ramazan boyunca tüketilirdi evimizde. Özellikle sahur vakitleri o çörekleri yemeye doyamazdım. Gözler yarı açık yarı kapalı sahur yapardık ahali ile. Çörek de yalnız gitmez tabi. Mis gibi köy peyniri hazırdır yanında. Çay da cabası.
Sahur programlarını kaçırmazdık. Normal zamanda mutfakta yenen yemek ramazan ayında salonda televizyonun yanında yenirdi. Sahurdaki programların çekildiği mekanlar çok hoşuma giderdi. Şimdi o mekanlara çok yakınım. Kim bilebilirdi ki bir gün buralarda olacağım.
Sahur yapıldıktan sonra yatılır gündüz de okula gidilirdi doğal olarak. Okulda çoğu kimse tutardı oruç. Bir kaç arkadaşımız inançları dolayısıyla tutmazdı. Bazıları orucumuza saygı gösterir yanımızda bir şey yemezlerdi. Bazıları ise saygısızlığın âlâsını yapardı ya neyse.
İftara doğru evde olurdum. Evde hummalı bir çalışma iftar için. Annem çoğu zaman hafif yemekler yapardı. Ağır olursa hepimizin rahatsız olacağını iyi bilirdi. Ramazan olur da kadayıf tatlısı olmaz mı? O tadı hala unutamam. Annem ramazandan önce tepsiler dolusu kadayıf tatlısı yapardı da bütün ramazan afiyetle yerdik. En çok sevdiğim tatlı o yüzden kadayıf tatlısıdır. Tadına doyum olmaz. Şimdi tadına arıyoruz ya neyse.
O zamanlar şimdiki gibi yaz mevsiminde değildi ramazan. Saat 19:00′da teravih namazından döndüğümüzü hatırlıyorum. Teravih benim için ağır geliyordu. Ama yine de zevkliydi. En azından ön saflara geçince sen arkaya geç önde durma diyen cins amcalar yoktu şükür. Camiilerden o yüzden soğumamıştım. Şimdi bazen öyle hadiselerle karşılaşıyorum. Çocukları arkalara gönderen amcalara saldırasım geliyor. Adam azarlıyor camiiye gelmiş çocuğu. Hem soğut hem de ben namaz kılıyorum de. Oh ne güzel İstanbul beee.
Neyse teravih dönüşünde apartmandaki arkadaşlarla apartmanın bodrumuna iner kalorifere patates atardık. Teknolojik sobada pişirirdik patatesleri.
Ramazan olur da davet olmaz mı? Akrabalar gelirdi biz onlara giderdik. Ne kadar da güzel olurdu.
Nerde eski ramazanlar değil o yüzden nerde eski biz derim o yüzden. Ramazan aynı ramazan. Değişen biz. Değiştiğimizi farketmek istemediğimiz için suçu ramazan’a atıyoruz.
Ahh nerde eski ramazanlar der o yüzden büyüklerimiz.
“Eskiden dedin de aklıma geldi” koydum o yüzden başlığı. Hep anlatmazmıyız eskileri bu cümle ile başlayarak. Yine söylüyorum. Eskiden dedin de aklıma geldi. Ne güzeldik ramazan ayında. Ne güzeldik çocukken. Ne güzeldik saf ve temizken.
Tweet