serinin ilk kitabı her temas iz bırakır‘dan bir kaç sene sonra yazılmış bir kitap: “son hafriyat”. bir ankara polisiyesinin ikinci kitabı. birincisi hakkında genel itibariyle bilgi verdiğimden aynı şeylerden bahsetmek istemiyorum aslında. sinemada devam filmleri vardır. hikâye birinci filmde bitmediyse illa ki ikincisi çekilir. hatta bu sayı artabilir de. uygulaması çok fazla olmasa da kitap için de [...]
dizisi ile meşhur olmuş bir kitap ile karşı karşıyayız. emrah serbes’in 2006 yılında yazmış olduğu bir roman; “Her Temas İz Bırakır!” diğer adıyla “Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi!” önce bir uyarı. dizisinden hoşlanmadıysanız bir de kitabını okumayı deneyin. neden? nedene gelmeden önce bir kaç şey söylemem gerek. bu iş artık bir sektör haline geldi. dizisi [...]
(telefon çalar) – onbaşı bekir! – başçavuş remzi! – emredin komutanım? – bekir, olum bugün içtima saat 12′de tamam mı? mustafa’ya da söyle geç kalmak yok! – emredersiniz komutanım! (telefonu kapatır. yavaşça pencereye döner ve dışarı bakar.) – içtima 12′deymiş mustafa. – niye ki? – kolorducu gelecek ya! ondan işte. – ha yemekhaneye gelecekti doğru. [...]
askerden geldikten sonra askerliğin ne kadar ilginç bir engel olduğunu anladım. engeldi biliyorum ama bu iş bittikten sonra insan daha iyi anlıyor. vatan hizmetimi yaptım geldim, borcum kalmadı saçmalığına filan girmeyeceğim tabi. ha duymadığım bir şey değildi içerideyken. (içeride kelimesini kullanmayı seviyorum) tartışmalı bir konu olsa da vatan hizmetini sınırlı bir süreye sıkıştıran insanlar da [...]
askere giderken yeni ortamlar görmenin kuşkusu yanında en tedirgin olduğum konulardan biri de namazları düzenli kılamamaktı. bize etrafı gezdirirken (uygun adımda yürüyerek tabi) başımızdaki komutanın “aha şurada da camii var” cümlesini duyunca bi’ telaşla kafamı o yöne çevirmiştim. evet uzakta gözüküyordu gerçekten. vardı, küçük bir ormanın içerisinde sessiz sessiz duruyordu. ilk bir ay kantine gitmeye [...]
ben askerdeyken bir gün (dikkat sevgili okur! yazar burada hatıra anlatacak galiba) arkadaşlarla bi’ yerde oturuyoruz. daha ilk günler filan yani. (askerlik hatırası anlatanı da hiç sevmem). bir taraftan ortama ayak uydurmaya çalışıyoruz (uygun adım tabi, rap rap rap..) bir taraftan da arkadaşlarla muhabbet oluşturmaya çalışıyoruz ki acımız hafiflesin. ortak yönler filan derken çoğuyla muhabbeti [...]