sana uçak alamıyorsam türkiye ekonomisi kötü gidiyor demektir ama düşün ve unut hemen şimdi, bisiklet ölüme inandırmaz insanı sana uçak almak da istemem, motorların sesindeki aldatır bizi kekeleyen acil iniş çağrısı kesinkes devrimdir yanlış durakta inmiş iki eski dost olabiliriz, buysa çok güzel odalara sığamazsak kardeşlik ne güne duruyor ürpermek ebediyettir, kaç buradan şizofreni hırkaları dikiyor mühendisler son hızla giyince unutuyorsun, ben de kendimde bir şey var sanırdım bir şey, kaset kapaklarını şenlendiren sezen resmi gibi ayıp depresyon fırkası buna[...]
Güne suni solunumla uyanıyorum. Jelatinli kahvaltılar ve barkotlu doğallık… saniyelere yaklaşan tekdüzelik; başım ağrıyor. Dışarıda kar yağıyor, hadi kardan adam yapalım. Ya da şu hipermarkette hazırı vardı, hem de bilmem kaç nokta doksan dokuz liraya; başım ağrıyor. Yeni koltuk takımın çok güzelmiş. Biraz Bilal-i Habeşi ‘yi anımsayalım, ağlayalım sonra da plazma da şu yeni çıkan diziyi izleriz; başım ağrıyor. Balkondaki filistin bayrağını indiriyorum. Arda muhteşem bir gol attı, Türkiye dünyayı fethediyor, bugün kırmızı beyazım. Coşkulu ve milliyim; başım ağrıyor. Afrikalı[...]
Söz buraya gelince o büyük melek, Âdem’i kanadıyla tekrar usulca okşadı. Âdem’e, dünyanın da onun üzerindeki hakkını hatırlattı. Derin yar’ın kıyısında, dünya göklerinin altındalardı. Unutma, diye başladı: Her şey senin için yaratıldı ama dikkat et sen her şey değilsin. Dünya boyun eğicidir ama sen zalim efendi değilsin. Yeterli sayıyorsun kendi kendine. Oysa hiç yeterli değilsin. Muhtaçsın, ihtiyaçsız değilsin. Her şey senin emrinde doğru, ama âmirliğe kalkışma. Bil ki kalıcı değil geçicisin, sahip değil misafirsin. Sabit değil iğretisin. Her ne ki[...]









