… Salona döndüğümde, babama sordum: “Ne diyorsun?” “Sana doğruyu söyleyerek her şeyi berbat edecek değilim…” “Ondan pek hoşlanmadın, değil mi?” “Hoşlanmaya uğraştım, ama polis genlerim işi bozuyor.” Yaralı tavşan bakışımı devreye soktum. “Şaka şaka. Centilmen bir gence benziyor… Ne dememi bekliyorsun? ‘Onu gördüm ve hayatımdaki bütün taşlar yerine oturdu’ mu?” “Şerif, üzmesene kızı. Tatlı bir söz söylesen dilin mi kopar? Aslan gibi çocuğa kulp takma şimdi!” “Sana göre aslan olabilir karıcığım, benim nazarımda…” “Evet baba, senin nazarında ne?” “Gül bahçesine[...]
Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-i Hüdâ’dır bu Nazargâh-i ilâhîdir, Makâm-ı Mustafâ’dır bu (Edebi terketmekten sakın! Zîrâ burası Allâh-ü Teâlânın sevgilisi olan Peygamber efendimizin bulunduğu yerdir. Bu yer, Hak teâlânın nazar evi, Resûl-i Ekrem(sav)’in makâmıdır.) Habîb-i Kibriyânın hâb-gâhıdır fazîletde Tefevvuk kerde-i arş-ı Cnâb-ı Kibriyâ’dır bu (Burası Cenâb-ı Hakk’ın sevgilisinin istirahat ettikleri yerdir. Fazîlet yönünden düşünülürse, Allâh-ü Teâlânın arşının en üstündedir.)









