Uçurumun kenarındayım Hızır! Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun kenarındayım Hızır! Civan hazır Divan hazır Ferman hazır Kurban hazır Uçurumun kenarındayım Hızır! Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez Gel etmez [...]
sana uçak alamıyorsam türkiye ekonomisi kötü gidiyor demektir ama düşün ve unut hemen şimdi, bisiklet ölüme inandırmaz insanı sana uçak almak da istemem, motorların sesindeki aldatır bizi kekeleyen acil iniş çağrısı kesinkes devrimdir yanlış durakta inmiş iki eski dost olabiliriz, buysa çok güzel odalara sığamazsak kardeşlik ne güne duruyor ürpermek ebediyettir, kaç buradan şizofreni hırkaları [...]
Yûsuf, Züleyha’nın aslından kaçıp da, yolu Züleyha’nın sûretlerince kesildiğinde fark ettiği güzellikten başı dönünce anladı ki: Sûret deyip geçmemeli, sûretin aslına nisbeti var. Üstelik bazen bir sûret aslından çok daha tehlikeli olabilir. Çünkü kendi içimizde kendi zenginliğimizde tehlikesiz büyümektedir. Nazan Bekiroğlu. Yûsuf ile Züleyha.