<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bekir&#039;in günlüğü &#187; insan</title>
	<atom:link href="http://www.bekirarslan.info/etiket/insan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bekirarslan.info</link>
	<description>arada bir yazar, sık sık okur, ara ara izler, sürekli dinler, çokça gezer!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 16:03:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>vaktim az, derinlerin cazibesi var</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 18:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anekdot]]></category>
		<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[apartman]]></category>
		<category><![CDATA[beton]]></category>
		<category><![CDATA[bilet fiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[bíum bíum bambaló]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[denir]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan özcan]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kör]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mail]]></category>
		<category><![CDATA[mana]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[player]]></category>
		<category><![CDATA[sağır]]></category>
		<category><![CDATA[samet]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[toplu konut]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3993</guid>
		<description><![CDATA[hayat güzel diyor herkes ama, hayat ne? öyle çok söyleniyor ki güzel olduğu, kurt düşüyor en saf insanın bile içine. güzelse neden bunu söyleyip duruyoruz? neden ihtiyacımız var buna. madem bir hayatımız var ve madem çok güzel her şey, bir de &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye dramatik derecede gülünç bir lafı ne diye icat ettik. &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">hayat güzel diyor herkes ama, hayat ne? öyle çok söyleniyor ki güzel olduğu, kurt düşüyor en saf insanın bile içine. güzelse neden bunu söyleyip duruyoruz? neden ihtiyacımız var buna. madem bir hayatımız var ve madem çok güzel her şey, bir de &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye dramatik derecede gülünç bir lafı ne diye icat ettik. &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye bir şeyi varsa insanın, bir de &#8220;yaşanmamışlık&#8221;ı olmaz mı o zaman? &#8220;geriye yaşanmışlıklar kaldı&#8221; gibi laflar dolanıyor ya şimdi ağızlarda, geriye kalmayan ne peki? neden hayat hafızalarımızın hatıra defterlerindeki üç beş &#8220;yaşanmışlık&#8221;la sınırlı kaldı? en iyi ihtimalle, pek az yaşadığımız için olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- gökhan özcan</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">diyorum ki izlanda&#8217;ya gidelim. kafayı buna çok taktım, evet. ciddi manada istiyorum artık. bilet fiyatlarına baktım çok pahalı. ne olur bilemem. şu dünyada gitmeyi istediğim az yer var. dünya az aslında. saysam şimdi toplamı dünya olacak. biri de bu işte. bilemedim. oturmuş, bekliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">devam etmiş yazar:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">önce toplu konut ve site usulü şehirleşmeye geçerek mahalleyi bitirdik. hepimiz o yüksek yüksek apartmanlara taşınarak &#8216;çevre&#8217;mizi gözden çıkardık, komşularımızı tanımaz hale geldik. ardından koca koca alışveriş merkezleri inşa ederek esnaf kültürünün de defterini dürdük. geceleri televizyon izlemekle ya da internete takılmakla geçirir, birbirimizle konuşmaz olduk. herkesin kendi odası, kendi televizyonu, kendi bilgisayarı var. herkes her fırsat bulduğunda kendi dünyasına kilitliyor kendisini. kitle iletişim araçları insanları her gün birbirine daha fazla yabancılaştıran, sağırlaştıran, körleştiren çatışmaları körükleyip duruyor. caddelerde, sokaklarda, toplu taşım araçlarında, parklarda, orada, burada bulunurken ya cep telefonlarımızı, tablet bilgisayarlarımızı kurcalıyor ya da &#8216;player&#8217;larımızdan gelen müziğe kaptırıyoruz varlığımızı. bunu yapmayanlar da ya kendi kendilerine konuşuyorlar ya da görünmez kulaklıkları vasıtasıyla başkalarının cep telefonlarıyla. insanın insanla buluştuğu pek az yer kaldı. insanın insanı gördüğü, duyduğu, hissettiği, düşündüğü, anladığı, bilmeye ve bulmaya gayret ettiği pek az kesişim kümesi&#8230; hayat nerede cereyan ediyor peki; kimsenin sormadığı, sormayı aklından bile geçirmediği asıl can yakıcı soru bu!</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">hayat bunların arasına sıkışıyorsa, sıkışmışsa ve kurtarılması güç hâle gelmişse ne anladım ki ben bundan? hayatın manası olmuş: sanallaşmak. yüksek dağlar, uçsuz bucaksız ovalar, derin vadiler hiçbir zaman bu kadar cazip gelmemişti belki insana. evet sıkışmışım. farkediyorum. dışarı çıkarken yanımda kitabım eksik olmuyor ama mail geldi mi diye kaç kere telefona bakıyorum? ee sonuç? nedir abi olay? golü yemişiz ofsayt düdüğünü bekliyoruz. suyun yüzeyi değil derinlerin cazibesi yakıyor şimdilerde beni. vaktim az. oyalanmak istemiyorum. derine inmek zor, uzaklaşmak şart. koç burçları böyledir zaten dedi. işini tam yaparsın da asıl mesele ona başlamakta. kararsızlık da denilebilirmiş. sonra o da söyledi: &#8220;samet&#8217;i ben çok severim biliyor musun?&#8221; aa dedim: &#8220;cenazeleri taşımak bizim işimiz&#8221;. hadi bu da dağıtan cinsten olsun:</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/NraiK0vCXNE?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">- sigur rós &#8211; bíum bíum bambaló -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ve davulların ustası asılmaya başlar&#8230;</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç]]></category>
		<category><![CDATA[beşer]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[glosoli]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[kırlar]]></category>
		<category><![CDATA[komutan]]></category>
		<category><![CDATA[koşma]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[mecaz]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[rahat]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[sigur rós - glósóli]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3975</guid>
		<description><![CDATA[00:00 &#8211; vakit suya girmekte&#8230; uzun zaman önce ortaokul sıralarında öğrenciyken bir cuma vakti namazdan önce vaaz dinliyordum. yanımda beli bükülmüş, elleri bembeyaz bir amca bulunuyordu. ben hocayı dinlerken iki eliyle ellerimi tuttu. parmaklarım birbirine geçmiş vaziyetteydi. ve dedi: parmaklarını böyle yapma! iyi değil. bir elini diğer elinin avucuna koy. tutman gerekirse böyle tut. sağlam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">00:00 &#8211; vakit suya girmekte&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">uzun zaman önce ortaokul sıralarında öğrenciyken bir cuma vakti namazdan önce vaaz dinliyordum. yanımda beli bükülmüş, elleri bembeyaz bir amca bulunuyordu. ben hocayı dinlerken iki eliyle ellerimi tuttu. parmaklarım birbirine geçmiş vaziyetteydi. ve dedi: parmaklarını böyle yapma! iyi değil. bir elini diğer elinin avucuna koy. tutman gerekirse böyle tut. sağlam ve güzel olan budur. ne demek istediğini tam manasıyla anlamamıştım. ve anlamadım da. vardır bir bildiği dedim ve bundan sonra elimi birleştirmem gerekirse o şekilde yapmaya başladım. bazı şeylerin manasını tam bilemeyebilirsiniz. tıpkı glósóli&#8217;nin sözlerini bilmediğim gibi&#8230;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">00:26 &#8211; rahat-sızlık iyidir. harekete geçmeli.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">bir dünya verilmiştir. herkesle eşit bir zamana sahip, oyalanmanız için verilmiş bir dünya. davul gibi. inceler ve tokmağını yanında taşırsınız. nefes gibi. ihtiyacınız vardır ve yoldaşınız olmalıdır artık davul. ufak bir hareketle ruhlar âleminde &#8220;evet&#8221; dediğiniz o yerde karşılaştığınız ve sizden bir &#8220;merhaba&#8221;sını esirgemeyen insanlar görürsünüz yanınızda. davul araçtır. dünya olmuştur. dünya gibi. başka bir yerdir. bir gülüşle karşılaştığınızı farkedersiniz. anlatmak istemez, saklarsınız.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">01:41 &#8211; müzik kıvamında, dünya yerle bir olmaya hazır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">perde arkasındakilerin peşindesinizdir artık. gördüğünüz yetmez hissetmek ister, yaşamaya koyulursunuz. buğday tarlasındaki başaklar gibi kıvranır, sorgular, adımlarınızı sağlam atmaya çalışır, yanınızı güçlendirirsiniz. yol böyledir. çamurdan yollarda çıplak ayakla gitmenin hafif acısını kalpte duyarken aklınız meşgul, algılarınız sonuna kadar açıktır. dünyayı istemezsiniz. dünya sizi ister. tüm benliği ve tüm aldatmacasıyla. ne hoş gelir oysa etraf. taraf olmanız kararını vermek için vaktiniz azalır. tercihlerinizle başbaşa kalırsınız.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">02:33 &#8211; bir oyundan ibaret.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">meşguliyetler sarmıştır her yanınızı. havalanırken sizi aşağıya çekmeye çalışan halatlarınız vardır. tereddütler, halatların en sağlam ipi olmuş sizi mağaranızdan uzaklaştırmaya ant içmişlerdir adeta. ip kuvvetsizdir, birleştikçe güçleşir. dünyanın meşguliyetleri gibi. bırakmaz, gereklidir ama nasıl bir gereklilik? zorunlusunuzdur ama nasıl bir mecburiyet? yolunuz vardır yorgunluğu hiçe sayıp, yalın ayak koşmanız gereken. asfalt beklemeden. çakıl taşlarına ve toprağa ulaşmak böyledir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">03:10 &#8211; derviş gibi doluşmalı küçük bir odaya.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">dünya öyle bir hâle gelmiştir ki artık büyük zannedilen seyyârat bile küçülmüş, âlemler için âlem olmuştur. odanızdır. doldurmak dostlarla güzel. hapishane değildir artık. nisan ayında ortaya çıkan, buğday başaklarının yeşilliğinin sardığı kırlarda koşma vaktidir. vakit sizin, meydan sizindir. dünya sığmaz, dar gelir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">03:53 &#8211; uyanma vakti.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">ruhunuz da taşıdığı emanet de uyku hâlinde olduğunuzu farkeder. uyanıp ulaşmak gerektir. ki ölünce uyanan insan, insandır.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">04:14 &#8211; ve davulların ustası asılmaya başlar&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">işte vaktidir. durmalı, geri çekilmeden ayaklara kuvvet verip düşünmeli. arkasına bile bakmadan, arkasında kim olduğunu bile bile asılmalı artık davula. davullar işi değildir artık. dünya vaktinin sonudur. asıl hareket başlamalıdır. kalpler hızla atar, beyin tüm organlara emrini verir. komutan ruhtur. ihtiyacıdır ulaşmak ve uçmak. ipini bulmuş, mağarasına girme vaktine ulaşmıştır. durmaz. gözlerin işi arka değildir. sıyrılma vaktidir. işte tam vakti. davulla işi kalmamış, dünya geride kalmıştır. ağırlıkları atmalı! vakit suya girme vakti! rahatla işi yoktur. bir an duraklasa ipini kaçıracak, arkasına baksa dünya tüm varlığı ile kendine çekecek! durmamalı ve uçmalı, semâlar onu bekler. vakit hakikat vakti. ulaşmak ancak hareketle olur. müzik duyulmaz ve dünya yerle birdir. dünya yerdedir. vakit uyanışta. ve insanın dostları olmalı, kendi olmalı. ölmeyi bilen, olmaya yol gösteren, yoldaşlık yapan, dünyaya sığmayan, kalpleri açan, uçurumlara tokat vuran, işi uçurum bile olmayan&#8230; insan olmalı. olmalı insan. vakti gelince gitmeyi bilen.</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/Bz8iEJeh26E?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">- Sigur Ros &#8211; Glósóli -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>toprağın insanlarının elleri titreyecek!</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 18:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[akış]]></category>
		<category><![CDATA[ali hasar]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[biz ölümden doğacağiz]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[gelincik]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[jsolpartre]]></category>
		<category><![CDATA[kabus]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[minare]]></category>
		<category><![CDATA[nokta atışı]]></category>
		<category><![CDATA[rum suresi]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[serçe]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[Sæglópur]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[terakki]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3931</guid>
		<description><![CDATA[Dünya patladığında neye sadık kalacağımızı öğreneceğiz; Ağızdan ağza, kalpten kalbe, yıldızdan yıldıza… Sis insanın ciğerlerine işler. Sisli hayatta insan, hayatında çok az kişiyle görüşür, önünü yalnız ve limitli olanla görür. Hayat ilerledikçe insan ıssızlaşır. Mezara gitmeden önce herkes konuşuyor. Herkes bir festivalin soytarısı olma peşinde. Hayatın soytarılığı o kadar muğlaktır ki bu ilk anda anlaşılamaz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Dünya patladığında neye sadık kalacağımızı öğreneceğiz; Ağızdan ağza, kalpten kalbe, yıldızdan yıldıza…</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Sis insanın ciğerlerine işler. Sisli hayatta insan, hayatında çok az kişiyle görüşür, önünü yalnız ve limitli olanla görür. Hayat ilerledikçe insan ıssızlaşır. Mezara gitmeden önce herkes konuşuyor. Herkes bir festivalin soytarısı olma peşinde. Hayatın soytarılığı o kadar muğlaktır ki bu ilk anda anlaşılamaz. Zamana yayılan insanlar toprağın filizlerini ezip geçiyor. Maviliğin bir kızıl ata dönüştüğünü hayal edin. Hayaliniz sizi aldatacak bir süre sonra. Ütopyanın var olduğunu bilmek güzel, bilmek güzel. Ama bunun karşısında distopya ve kaosun olduğunu da unutmamak gerekir. Hayaller bir yere kadardır ve gerçekleşmediği sürece salt içeride kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşünce hâli önemlidir. Bir insan bir diğerini ne derece kendi içinde bir noktaya yerleştirirse o kadar içinde yer eder. Bu zamanla genişler ya da daralır. Kelebek misalinde ömrü bu kadar olan insanlar yok mu? İnsan değerlidir, belki de birbirimizin içine doğru akıyoruzdur. Bu her zaman öyle olmaz. Hayatınızda bir yere oturttuğunuz insanlar ile bu gerçekleşir. Cûz-i Gayb’a girer devreye, işin sırrıysa Kûlli Gayb. Limitlerimiz var, bir yere kadar. Aşılması ve idrakı oldukça zor olan. Vadinin güvercinleri gibi inliyor her birimiz. Toprağın altı yakın, üstündeyse tam bir yıkım var. Seçtiklerimiz, seçimlerimiz önemli. Toprağın üstündeyken altında da birlikte olacaklarımız var. Yalnız olan yine yalnız gidecek ama birleşme yakın. Orada da bir limit var, bir sınır. Hayat sınırlarla dolu, insan da, engelleri aşamıyoruz, yanıldık her birimiz, birbirimizi kandırmaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz çoğu zaman. <strong>Yanlış insanlar üzerine hayaller inşa edilirse bertaraf bir ruh kalır elimizde</strong>. Küflenmiş odaların yankılarını sesini kim duyacak? Henüz hiçbirimiz delirmedi. Duvardaki yelkovanı izlemek gibi hayat.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu zamana kadar kimi tanıdıysak ya bizim yansımamız olmadı ya da bir parçamız. Yaya geçitlerindeki şeritli çizgiler gibi kaldılar. İnsan insan ile bir bütündür. Parçası eksik yapbozu çocuklar bir köşeye fırlatır. Köşede kalansa bir tramplen. Sinekler zıplıyor. İçe doğru akmak, biraz derinlikleri olan ama yüzeysel bakıldığında bir birleşim çizgisinin olduğu görülen bir dehliz. Nicel kavramların çoğu zaman nitelden üstün olduğu bir evren ve insanları. Şehirler yanıyor. Kendini özde sevmek ile içe akmanın bir diğeriyle mümkün olduğu anlar kıymetlidir. Evrendeki hiçbir şey rastlantı değil. Bir şeylerin sebebi var. Sebebin künhüne vakıf olmak mühimdir ki insanın kendi romanında kahramanları ve figüranları vardır. Bir şeylere sadık olmak delilik anlamına gelebilir. Her şeyin kendisine sadık olduğu ama kendisinin sadık olmadığı yüzler tehlikeli. Zehir. Halatları geriyorlar hayatımızda, nefes almamız oldukça zorlaştı. Hep kaçmak istiyoruz, hayatı beklemekten yoruldular. Dağa kaçmak insana fayda vermeyecek. Sur’un düzen kuracağı o zamanı ve mekânı bekle. İçe doğru akacağımız vakit bunlar bir kenarda kalbimize hücum edecek, kalbin hızlı atışı nefeslerin devinimi bir korkudan ibaret. İnsan bilmediği şeyden korkar. Köpeklerin su içişlerine delice bakmamızı istiyorlar, her şeye acımamızı ya da her şeye zulmet getirmeyi. Devinim zıtlıkların gücünden doğuyor. Karanlığın ağırlığından korktular.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em> </em><em>İnsan, şu kâinat içinde pek nazik ve nazenin bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kudret ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü, o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki şu mevcudat ona musahhar olmuş&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>- 23. Söz, 4. Nükte</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">İçe yönelmek, bükülmek. İnsan bükülür ve doğrulur. İki eşit yatay düzlemde de bir gerçeklik yatar. Kalp olarak temizlenmek, ileri safhalar için bir ön hazırlıktır. Kişinin bir diğeriyle etkileşimi, akış ve dirilişi bir noktadan ibarettir. Tek cümlelik bir nokta olmayan hayat insana kapılar sunar. Kapının anahtarları bizim ellerimizde. Deliklere atılan bakışlar içimizden doğar. Her gece gün doğumunu bekler. Gün doğumu da geceyi. Kötülüğe saplandıkça iyiliğe kaçamıyorsak balçığın tam ortasındayızdır demektir. <strong>Düşünce olarak mesafeler olsa da kalp olarak bir olmak vardır</strong>. Mekan kavramının izafi olduğu o anlar öyledir ki bunu insan ve karşısındaki anlayamaz, sırrın perdesine düşen gölgeleri izlemekle yetinir insan o an. Akışın her iki yönlü oluşu daha doğrusu içten dışa, dıştan içe eğimi kalbin hakikatıyla doğru orantılıdır. Bu bir nimet, bir farkındalık sezisi, bir düşünce helezonu. Çembere dahil olanlar merkeze yönelecektir. Merkezin ne olduğuysa bir soyut olgu, bir somutun üstü. Somutluluğun salt soyutlulukla sınavında galip çıkan merkezin kuvveti olacaktır. Sesler yükseliyor, çemberin dışında veba ve kıtlık başladı. Susuyorlar, onlar sustukça daha da bağırıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Açlık dinmiyor. Kör kuyu. Günahlarında boğulacaklar. Toprağın insanlarının elleri titreyecek. Gazap yaklaşıyor. Su damlaları denize düşüyor, dalgalar bu kurşunîliğe inat hayata nefes veriyor. Siste bir insan dolaşıyor. Elinde bir baston, başındaysa kasket. Öylece yürüyor, hiç durmuyor. Yorgun. Adımlarıysa yavaş. Susuyor. Bildi ve gördü. Alfabe ona artık savaş açmış durumda. Şiddet suskunluğa büründü. Toprak kazanacak, o yenilecek. Evren düştü kalbine, oturdu bir uçuruma. Uzaktan boşlukta süzülen evleri görüyor, çocuklar kendisiyle alay ediyor. Hayat en son tokadını atmak üzere insana. Köpekler havlamıyor bile. İsimsiz bu gösteriyi sadece kendisi seyrediyor. Gökyüzü karanlık, ağaçlar hep aynı yerlerinde. İnsansa boşluğun tam ortasında tek başına. Elini cebine atmıyor, kalbinde biriktirdiklerine bakıyor. Kimse sevgisiz ve erdemsiz yaşayamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıkım başladı. İçten dışa. Dıştan içe. Akışlar hız kazanıyor. Ruhun yolculuğu vardır gayb’da. Rüya ve hakikat çerçevesinde bir tasavvur çıkıyor önümüze. İmajların hareketliliğine kapılıyoruz. Nesnelerin gerçekliğinden dönümsüz bir hareket ile sıyrılıyoruz. Dünya yangın yeri artık. Asfaltlar oldukça sıcak. Ayaklarımız buz kesiyor. Geri dönülmezliği mevhum bir ayna gibi kırıyoruz. Dizler güçsüzleşiyor, korku tepelerine iniyor. Grilik çöküyor şehre, her yer siyahlığı bağrına basarcasına kaçıyor uçuruma. Şehirler artık kendinden kaçıyor, insanlarsa şehirlerden. Özlem, saf olana, kirlenmemişe. Fıtratı temizliğe çağırıyor. İnsan arınırken elleriyle başlıyor. Niye ilk olarak el? Niye baştan aşağıya? İnsanı etkileyen de budur. Kesitten bütünsele. Çekirdekten öze. Fıtratın şahitliği :</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">“O hâlde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">- Rum Sûresi, 30/30</p>
<p style="text-align: justify;">“Hayat-ı içtimâiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse, hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz. Bütün hareketi şer ve tahrip hesabına geçer.”</p>
<p style="text-align: justify;">- 22. Lem’a</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Rüzgarda savruluyor her birimiz. Nokta atışı yapılan yer bizim vicdanımız. Kalbin direnci rüzgara galip gelir. O kalabalık yollar o zaman ıssız gelir bize. İnsan kalbinin merhametiyle, vicdan filizlerinin yeşilliğiyle büyür, gelişir. Kıraç topraklar o zaman hayat bulur. Karanlıkta gözlerin bile faydası yoktur ama kalp görüyorsa gözlere gerek kalmaz. <strong>Kalbin âmâysa gözün görse neye yarar?</strong> Alnındaki izlerin bir şeffaflık oluşturduğunu düşün, içinde, en derinde. Kalbinin ritmik atışlarını sana hayat verdiğini, zikr ve şükr kavramlarının tadına var. Maneviyat, ağılı ağlarla çevrili değildir. Kendi içinde naif bir sarmal, bir daire. Şehrin ışıkları yanıyor, uzaktaki figürler buharlaşıp havaya karışıyor. Artık eski kediler yok, baykuşlar da ötmüyor. Serçeler nefrete kızıyor, martılar denize isyan ediyor. Kuzguncukların sesi kısık. Gelincikler korkuyor. Trenler çalışmıyor. Minareler ıssız.  Bir çocuk annesine doğru koşuyor. Karanlık yaklaşıyor. Toprak harekete geçti. Eller titriyor. Göz gözü görmüyor. Dünyayı yerinden söküyorlar. Etkileyici olansa gökyüzünün ikiye ayrılması. Cennete mi? Kabuslara mı?</p>
<p style="text-align: justify;">imza: <a href="http://www.twitter.com/jsolpartre" target="_blank">@jsolpartre</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>bekir&#8217;in notu:</strong> ve kelimelerin ustası asılmaya başlar&#8230; vakit suya girmekte.</p>
<p style="text-align: center;">22.01.2012 tarihli bilgi notu: tam burada bir adet video vardı. telif haklarından dolayı youtube&#8217;dan kaldırılmış. sağlık olsun. ismi hemen altta durmakta. teşekkürler.</p>
<p style="text-align: center;">Sigur Ros &#8211; Sæglópur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>peşimde kal ki pîşimiz beraber olsun!</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/pesimde-kal-ki-pisimiz-beraber-olsun</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/pesimde-kal-ki-pisimiz-beraber-olsun#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 18:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[arka]]></category>
		<category><![CDATA[azam ali]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[de]]></category>
		<category><![CDATA[değerli]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[düşün]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[duy]]></category>
		<category><![CDATA[gör]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtimal]]></category>
		<category><![CDATA[In the Garden Of Souls]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[itibar]]></category>
		<category><![CDATA[lila]]></category>
		<category><![CDATA[mertebe]]></category>
		<category><![CDATA[ön]]></category>
		<category><![CDATA[pes]]></category>
		<category><![CDATA[peşimizde]]></category>
		<category><![CDATA[piş]]></category>
		<category><![CDATA[pişimizde]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[vas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3917</guid>
		<description><![CDATA[&#8211; (deneme) onu bunu bilmem de insanın değerli gördüğü şeyleri -ki bu şey kısmı değişik manalara gelebilir- düşünüp başını ağrıtmasının güzel olma ihtimaline inancım an itibariyle mümkün. bu girişti. bunu bir mihenk taşı olarak kabul etmeye dair fikirler gelişme aşamasında. doğal olarak bu da gelişme. sonuca karar vermek ya da verme hâline erişmek, durum itibariyle gelişme mertebesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">&#8211; <em>(deneme)</em></p>
<p style="text-align: left;">onu bunu bilmem de insanın değerli gördüğü şeyleri -<em>ki bu şey kısmı değişik manalara gelebilir</em>- düşünüp başını ağrıtmasının güzel olma ihtimaline inancım an itibariyle mümkün. bu girişti.</p>
<p style="text-align: left;">bunu bir mihenk taşı olarak kabul etmeye dair fikirler gelişme aşamasında. doğal olarak bu da gelişme.</p>
<p style="text-align: left;">sonuca karar vermek ya da verme hâline erişmek, durum itibariyle gelişme mertebesine bağlı. e diyelim ki hareket olsun.</p>
<p style="text-align: left;">zaten, madem ve hem nasıl &#8220;<strong>peş</strong>&#8221; arka demekse, &#8220;<strong>pîş</strong>&#8221; de ön demekmiş. peşimizden gelenlere göz ucuyla bir bakıp pîşimizin hayrı için mesai harcamak kalıyor ki bu hediyemiz.</p>
<p style="text-align: left;">diyebilmeli ki insan <em>&#8220;peşimde kal ki pîşimiz beraber olsun!&#8221;</em></p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;</p>
<p style="text-align: justify;">bonus:</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/KPq6QtLNg-4?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Azam Ali, Vas / In the Garden Of Souls &#8211; Lila</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/pesimde-kal-ki-pisimiz-beraber-olsun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>biz ölümden doğacağız</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/biz-olumden-dogacagiz</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/biz-olumden-dogacagiz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 12:53:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[Çifte Minareli Medrese]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[dinleme]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Ferîdüddin Attâr]]></category>
		<category><![CDATA[göksel baktagir]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bayram-ı Veli]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim saki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[jsolpartre]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[Lalapaşa Camii]]></category>
		<category><![CDATA[mana]]></category>
		<category><![CDATA[medrese]]></category>
		<category><![CDATA[Muratpaşa Camii]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sıla]]></category>
		<category><![CDATA[susar]]></category>
		<category><![CDATA[susmak]]></category>
		<category><![CDATA[tekke]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Camii]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yürümek]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3878</guid>
		<description><![CDATA[İyiliğe gücün yetmezse kötülük yapma. Ferîdüddin Attâr (k.s) Neden bu kadar sakinim? Hiç böyle değildim. Hayat insanı durultuyor mu? Bilmiyorum belki de yaşadıklarım eski raylar gibi. İnsanın dehlizleri vardır. Kiminin karanlık, kiminin aydınlık. Böyle bir arayış içinde oluşumun sakinliğime vurmasını kaç zamandır anlam veremiyorum. Artık çok az konuşur oldum. Çok az su içiyorum, çok yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;">İyiliğe gücün yetmezse kötülük yapma.</p>
<p style="text-align: right;">Ferîdüddin Attâr (k.s)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">Neden bu kadar sakinim? Hiç böyle değildim. Hayat insanı durultuyor mu? Bilmiyorum belki de yaşadıklarım eski raylar gibi. İnsanın dehlizleri vardır. Kiminin karanlık, kiminin aydınlık. Böyle bir arayış içinde oluşumun sakinliğime vurmasını kaç zamandır anlam veremiyorum. Artık çok az konuşur oldum. Çok az su içiyorum, çok yemek yemiyorum. Sağlığım yerinde ama. Toplumdan uzakta birisi de değilim. Bazen gider bilmediğim kahvelerde bilmediğim dedelere bakarım. İş görüşmelerine de gittim. Evet, öyle. Ya da giderim Sosyalistlerin eylemini izlerim meydanda. Belki de onlardan içimde bir şey kaldığı için izliyorum. Belki de kalmadı artık, bunun düşüncesini bile getirmiyorum aklıma. Zihnim soğuk savaş yeri. Ya da eski bir melodi dinlemeyeli uzun zaman oldu. Dedemin ellerini öpmememin üzerinden kaç sene geçti, hatırlamıyorum. Avrupa bile görmüş. Toprağını koklamayı, öpmeyi çok özledim. Hayat bir bekleyiş değil mi? Neyi bekliyorum, neyi bekliyoruz?</p>
<p style="text-align: left;">Sanırım batıdayım. Doğu nerede? İçimdeki doğu. İnsanın bir batısı bir de doğusu vardır bana kalırsa. Kaç aydır yağmur yağmadı. Niye eskisi gibi yağmurlar yağmıyor? Karı çok özledim. Tipi şeklinde de yağabilir. O zamanki gösteri daha güzeldir. Erzurum çok uzak ve yakın içimde. Lalapaşa Camii, Muratpaşa Camii ya da Çifte Minareli Medrese? Ulu Camii? Hâlâ ayazı güzel midir acaba? Soğuğu seven bir yönüm var. Hem soğuk insanı diri tutar, soğuk yerlerde düşünce hareketlidir. En güzel kar, Sarıkamış’ta yağar. İstanbul, Ankara ve İzmir soğuğu hiçbir şey. Ama insan değer bilmiyor ki. Herkes artık gökyüzünde oturuyor, yeryüzünde hiçbir şey yok. İzini sürdüğümüz bu şehirlerde ruhlar artık betonarme. İnsanın çok az dostu olmalı, sevgi çemberini genişletebilmeli. Ya da Sevgili İbrahim Sâki Bey Abimizin dediği gibi, “<strong>derviş misali küçük bir odaya doluşmalı</strong>”. Kendi çemberimiz var mı? Hayatın kendi içindeki savaşında bizim cephemiz nerede? Arkamızdan kuyular kazsınlar, kazandıklarını sansınlar, avuntuları olsun. Dünya kendini idare eder, her şey gelir geçer. Bâki kalan? Sorunun cevabı ünlemlere çıkıyor.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Kibir bele bağlanmış taş gibidir. Ne onunla yüzülür ne de uçulur.</p>
<p style="text-align: right;">Hacı Bayram-ı Veli (k.s)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">Yokluk, varlığı hatırlatır. Zıtlıkların gücü ve mana potansiyeli. İnsan hayatında yoklanır hep. Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır. Yokluk ve varlığın götürdüğü eşik bizi insanlardan yüz çevirmeye götürmemeli. Bu tehlikeli bir şey. Her ne olursa olsun taşra olmak gerek. Elini sıktığımızda karşımızdakinde o taşralığı görebilmeliyiz. Taşralı yönümüzü kaybetmemeliyiz. Eğer bir üst perdeye geçersek asıl o zaman tepeden inmeciliğin meyvelerinin tadı tartışması çıkar ki bizim olayımız bu değil, olmamalı da. İnsanlarla bir yere buluşmaya gittiğinizde dikkat edin bulunduğunuz ortam pek de toplumcu değildir. Eşit gibi gözükür ama içerdeki monologları duysaydınız inanın hayal kırıklığına uğrardınız. Yanlış insanlar üzerinden hayal kurduğumuz için tüm bu hayal kırıklıkları. İnsan incinir, kırılır. Sözümüzü tartmadığımız içindir ki aldığımız cevaplardan kalbimiz hep yara alır. Şeyh Sâdi Şirazi böyle der. İnsanlar artık başka alemde. Herkesin derdi kendine, derdiyle dertlenmenin sesi kısık. Biraz açalım.</p>
<p style="text-align: left;">Farklı kapılar açılır, farklı meseleler zikredilir. Zihnin kompleksliğinin saflığı önemlidir, biraz sabırlı olmayı öğrenmeliyiz bu hayatta. Hemen hemen buna benzer düşünceler geçiyor zihnimizden kimi zaman. Varlığın özüne varmak adına zihnimizi yoklamayı bilmeliyiz. Kendi farkındalığımızı. Martılara simit atarak mutlu olabiliriz, küçük bir çocuğun başını okşayarak ya da. Bunlar güzel şeyler. Fırtına çıktığında sahile güneşi görmeye gitmeyiz. Ama o fırtınalı havada dalgaları görebiliriz. Havanın kapalı oluşu dalgaları görmemizi engelleyebilir mi?</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Ölür müyüz acaba bir gün güzelce?</p>
<p style="text-align: right;">İbrahim Sâki</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">Ve sonra âmâ bir çift gördüm. Çok gençti ikisi de. Onca kalabalık arasında bu iki insan dikkatimi çekti. Kol kola girmiş yürüyorlar, gözleri âmâ ama kalplerindeki sevgi âmâ değil. Ellerinde onlara yön gösteren birer baston. Genç ve baston. Kimse dönüp bakmıyor bile. Durumun verdiği hüzün ile iç çekmekle yetindim. Kaybolup gittiler o kalabalıkta, arkalarından bakakaldım. Perdenin ötesindeki karanlık. Sustum. İnsan niye susar? Yazdıklarımız hep susma ile. Susarak yazmak, susarak dinlemek, susarak dua etmek, susarak yürümek, yolculuk etmek. Sevgi, aşk, muhabbet ve kalp büyüdükçe insan susar. Bu ayrı bir husus ama susmak bir bakıma insanın kendi suskunluğunun mertebelerine erişmesi için mi ya da bu asfalt dünyanın artıklarından kalbini uzak tutması gerektiği için mi? Olmak ve ölmek için mi? Olmak ve ölmek. Aralarındaki fark, birisinin kalın seslilerden, diğerinin ince seslilerden oluşması. Hangisi daha ince ve daha güzel? Olmak mı ölmek mi?</p>
<p style="text-align: left;">Hüzün nedir? İnsanın bilmediği dillerde bilmediği ağıtlara ağlaması nedendir? Gözyaşı. İnsan dünyaya geldiğinde ağlar. Dünyaya ağlar. Neden hep toprağa düşer damlalar? Toprağa yakın olmak insanı mutlu kılmaz mı? Sırtını bu dünyaya dönenler kazananlar değil miydi? Her şeyin olması mı hiçbir şeyin olmaması mı? Hayatın gizemi kendi bulmacasında. Biz ölümden doğacağız. Mezarlıklardaki izler suskunluğa karışır. Soğuktur oradaki yeller. Kendi gerçekliğimizi gördüğümüz için üşürüz. Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi. Sınırlı ülkeler, sınırlı hayatlar, sınırlı yurttaşlık, sınırlı benlik, sınırlı evler. Her şeklin bir sınırı var. İnsanın bile. İnsanın da sınırları vardır. Ölümün sınırı yoktur. Sınırlı olan sınırsıza dayanabilir mi? Sözünü tutmayanların mezar taşı olmaz. Hepimiz söz vermiştik O’na değil mi?</p>
<p style="text-align: left;">Başkalarının omuzlarının basarak yükselmek de mümkün kendi omuzlarımıza basarak da. Yükselmek alçakgönüllülüktedir. İnsan kendini, kalbini cebinde taşımadığı müddetçe çetin yollarda bıraktıkları olmaz. Sakinliği, durgunluğu serüvenin kalbine nokta atışlarıdır. Susarak konuşmak. Dervişler inzivada böyle yapar. Hiç konuşmazlar. Gittiği perde, alem buraya ait değil. Bu dünya bir algı yanılsaması. Aslında her insan bir alemdir. Kendine keşif yapmayan, kalbine yönelmeyen gördüğünü sandıklarıyla yetinir. Aldanır. Kalbin miladı ile ölümün miladı arasındaki mesafe çok yakındır. İlkinde milat yoksa, ikincisinde de derinlik yoktur. İkisi birbirine bağlıdır. Yürüyoruz, mekandan sonsuzluğa, zamandan zamansızlığa.</p>
<p style="text-align: left;">Divan-ı Kebîr ile kapatalım :</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Balık asla su saklamayı düşünmez. Çünkü denizin bitmeyeceğini bilir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">imza: <a href="http://www.twitter.com/jsolpartre" target="_blank">@jsolpartre</a></p>
<p style="text-align: left;">&#8211;</p>
<p style="text-align: left;">demişti: sana bir yazı hazırlıyorum, müziği sen seç, sana bırakıldı.</p>
<p style="text-align: left;">ve kalbe ilk gelen seçildi. susarak dinliyorum:</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/yyZ0F5AJdiY?rel=0" frameborder="0" width="480" height="300"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/biz-olumden-dogacagiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>insan bildikçe susar</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/insan-bildikce-susar</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/insan-bildikce-susar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 21:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[ali hasar]]></category>
		<category><![CDATA[dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[evet]]></category>
		<category><![CDATA[galu bela]]></category>
		<category><![CDATA[gizli özne]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim saki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insan bildikçe susar]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[ölür müyüz acaba bir gün güzelce]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[yakın]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3866</guid>
		<description><![CDATA[yanında yönünde ne kadar insan varsa yüzlerine bak demişti. ruhuna yakın olanları bilirsin. gelmeden önce dünyaya, ruhların toplandığı o yerde &#8220;evet&#8221; demeden önce görmüşsündür belki. selam vermiş, gülümsemiş, demişsindir: görüşürüz. muhtemeldir. kelimeleri ahenkle önüne sürükleyen kişi ruhunun bam teline ince bir dokunuş yapmıştır artık. sen insansın. bildikçe susarsın, bilmediğini anlarsın. tehlikeli olduğu kadar yazı, çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yanında yönünde ne kadar insan varsa yüzlerine bak demişti. ruhuna yakın olanları bilirsin. gelmeden önce dünyaya, ruhların toplandığı o yerde &#8220;<strong>evet</strong>&#8221; demeden önce görmüşsündür belki. selam vermiş, gülümsemiş, demişsindir: görüşürüz. muhtemeldir.</p>
<p>kelimeleri ahenkle önüne sürükleyen kişi ruhunun bam teline ince bir dokunuş yapmıştır artık. sen insansın. bildikçe susarsın, bilmediğini anlarsın.</p>
<p>tehlikeli olduğu kadar yazı, çok fazla bir şey ifade etmiyor bana şimdilerde. birine bir şey anlatmam gerekiyorsa bunu sesle aktarmak, dinlemeye ihtiyacım varsa yanına gitmek ve onu dinlemek şimdilerde daha değerli benim için. ve aslında konuşmayı da istemeyerek.</p>
<p>ali&#8217;nin dediği gibi &#8220;sâki&#8221; ile bitirelim: ölür müyüz acaba bir gün güzelce?</p>
<p>ben de derim:</p>
<p>anlat(a)madığım çok şey var, sus(ay)anlara ve gizli öznelere selam olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/insan-bildikce-susar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

