<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bekir&#039;in günlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.bekirarslan.info/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bekirarslan.info</link>
	<description>arada bir yazar, sık sık okur, ara ara izler, sürekli dinler, çokça gezer!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 16:03:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>ankara&#8217;daki adam</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/ankaradaki-adam</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/ankaradaki-adam#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 16:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anekdot]]></category>
		<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[altzine]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankaradaki adam]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[mamoş]]></category>
		<category><![CDATA[mamoş türküsü]]></category>
		<category><![CDATA[özlem akıncı]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[söyle]]></category>
		<category><![CDATA[uyan]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=4025</guid>
		<description><![CDATA[&#8230; Ertesi sabah babam erkenden işe gitti. Annem geç uyandı. Kahvaltımı yaparken yanıma geldi. Pembe sabahlığını giymiş ayağında ince topuklu terlikleri. Hah! dedim, İşte benim güzel annem. Sarıldı yeniden. Finallerle ilgili birkaç soru sordu zorla. - Neyin var anne? dedim. - Evlilik zor, dedi. - Bunu sen mi söylüyorsun? - İşte baban. Güya en iyisi! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi sabah babam erkenden işe gitti. Annem geç uyandı. Kahvaltımı yaparken yanıma geldi. Pembe sabahlığını giymiş ayağında ince topuklu terlikleri. Hah! dedim, İşte benim güzel annem. Sarıldı yeniden. Finallerle ilgili birkaç soru sordu zorla.</p>
<p style="text-align: justify;">- Neyin var anne? dedim.</p>
<p style="text-align: justify;">- Evlilik zor, dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bunu sen mi söylüyorsun?</p>
<p style="text-align: justify;">- İşte baban. Güya en iyisi!</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">yazmıştı. özlem akıncı. <a href="http://www.altzine.net/alttema/silah/492-ankaradaki-adam" target="_blank">altzine.net</a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8211;</p>
<p style="text-align: justify;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/YYWLtJUW1xI?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">söylemişti. erkan oğur.</p>
<p style="text-align: justify;">fark, çizginin tarafları arasındaki fark kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/ankaradaki-adam/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>plastik rüyalar</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/plastik-ruyalar</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/plastik-ruyalar#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 21:03:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[aldanış]]></category>
		<category><![CDATA[araf]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çaba]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çukur]]></category>
		<category><![CDATA[doğmamış]]></category>
		<category><![CDATA[dream]]></category>
		<category><![CDATA[dream is collapsing]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[filiz]]></category>
		<category><![CDATA[fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[flu]]></category>
		<category><![CDATA[gri]]></category>
		<category><![CDATA[hans zimmer]]></category>
		<category><![CDATA[iç]]></category>
		<category><![CDATA[inception]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[iz]]></category>
		<category><![CDATA[jsolpartre]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kemirme]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[kuyu]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[melodi]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel]]></category>
		<category><![CDATA[nötr]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[pay]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[red]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüya içinde rüya]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[time]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<category><![CDATA[yansıma]]></category>
		<category><![CDATA[yapım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zıtlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=4008</guid>
		<description><![CDATA[yıkım başlıyor&#8230; aslında bu evvelden başlamıştı. kötülüğün şeffaflığı gibi. bir şeylere bağlı olmak, delilik anlamına gelebilir. her şey giderek mahvoluyor, her şeyi yakıp yıkıyorlar. dokundukları ne varsa grileşiyor, adileşiyor. pusulara çöküyorlar, istedikleri bizim kendi gerçekliğimizi hapsetmek. değişim bir sancı, doğmamış çocuğun elinden alınan bir oyuncak. dünyayı yerinden söküyorlar, karanlık artık bize çok yakın. bu savaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">yıkım başlıyor&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">aslında bu evvelden başlamıştı. kötülüğün şeffaflığı gibi. bir şeylere bağlı olmak, delilik anlamına gelebilir. her şey giderek mahvoluyor, her şeyi yakıp yıkıyorlar. dokundukları ne varsa grileşiyor, adileşiyor. pusulara çöküyorlar, istedikleri bizim kendi gerçekliğimizi hapsetmek. değişim bir sancı, doğmamış çocuğun elinden alınan bir oyuncak. dünyayı yerinden söküyorlar, karanlık artık bize çok yakın. bu savaş hep aynı seyir içinde, kazanmak ve yenmek. kazanan, yenilen. bir tarafın mükemmelliği, diğer tarafın cazibesi. derinlerde ölüm var.</p>
<p style="text-align: justify;">gökyüzünü bizden alıyorlar. istemiyorlar bizi, ulaşmak istediklerimiz onların. bize ait olan bir şey yok. nesneler dağılıyor, bayağı bir mutlaklığa karışıyor. değişimin sisleri çöküyor. nereye dokunsa elleri, saydam bir çamur kalıyor bize. zihnimizi yıkmak istiyorlar. kalbimizi söküyorlar, bedenlerimiz boşlukta asılı kalıyor. figürler buharlaşıp kendi özüne dönüyor. masumiyet ile gelen, koca bir felaket. ataçları işliyorlar dünyamıza. sularda biriktirdikleri koca bir ateş ve kül. her yer yanıyor, ıssız stepler bile bundan payını alıyor, küle dönüyor her şey.</p>
<p style="text-align: justify;">rüzgâr kükrüyor. kulaklarımız körleşiyor, gözlerimiz sağırlaşıyor. tasarımcı şiddet, kalbe yaklaşıyor. teyakkuz, ileride. siyahlığın muzaffer zaferini istiyorlar, her başarıyı onlar yönetiyor. ahlaksızlık bile onlara ait. kendimizin içinden doğamıyoruz. elimizden alıyorlar her şeyi. bağlı olduğunu düşündüklerimiz bile bize ait değil. yanılıyoruz, kendi çukurumuz bile yok, onların çemberinde dayanılmaz bir çekim var. öyle ki bu etkileyici kuvvetten kurtulamıyoruz. çabamız, nötrleştiriliyor. zaman, mekan ile dış dışayız. yörüngemizi değiştirmek istiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">gecenin, gündüzün insanlarına tuzakları var. her yer çetin. tekbaşınalığın nihai zaferini reddediyorlar, kabul ettikleri gerçeklik, kırık aynalardan oluşuyor. bakamıyor kimse, uzaklaşıp kaçıyor. çayırlardaki gelincikleri öldürüyorlar. saldırıları hiç bitmiyor, beyaz olanın kutsal yolculuğunda çiviler yerleştiriyorlar. manevi olanın yansımaları gökkuşağına bürünüyor. dönüp bakıyorlar, boğazlarına halatlar geriyorlar, dağdan sesler geliyor. sular bütün bu şahitliği kabul ediyor. içimizi kemirmeye başladılar. bitmiyor bu adileştirme.</p>
<p style="text-align: justify;">sessizce başlayanın ardına düşüyorlar. evren kendi çarklarında sıkışıp kalıyor. insan, arafın tam ortasında. yaptıkları gösteri, bir aldanış. son hamleyi yapmak istiyorlar. son ana dek savaşları var. kazandıkları sandıkları aslında bir kül. gizlice yakıp yıkmak amaçları. ortada bir iz bile bırakmak istemiyorlar eskisinden. dönüştürecekleri kendi savaşlarının bir olumlaması. zıtlıkların manasını yok ediyorlar, etkileyici hareket ve derinliği sığlaştırıyorlar. limitleri zorluyorlar, bedenin içindekini zincire vurmak istiyorlar. sesler yankılanmaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">yıkımda yapımları var. fırtınaları ortaya çıktı. griliğe karışıyor her şey. her şey satın alınıyor, satın alınarak değersizlik veriliyor. hayal edemeyeceğimiz ölçüde bir çemberin içine zerkliyorlar zehirlerini. belki de zerklenen sinirler, serumları istemiyor artık. fluluğun altındakini avuçlamıyorlar, beden çoktan dünyada dolaşmaya başladı. üstüne hücümları aralıksız bir döngüde bir noktaya kadar devam ediyor. bedenin kendi kararlarıyla ilgili tüm bunlar. bu renksizliğin bir sebebi olmalı. plastik çiçekler ekiyorlar. rüyalar, bir başkalaşım, kıvrılma.</p>
<p style="text-align: justify;">kaldırımlardakilerin izleri bir yaşanmışlık. topraklar kıraç. içlerinden çıkan bir tohum. tohumu ekiyorlar, filizleniyor, büyüyor, meyve veriyor, ölüyor. tohumu ekiyorlar, filizleniyor, büyüyor, meyve veriyor, ölüyor. iki kezliğin noktası yineleme. her şey yineleniyor. tarif edilemeyen, muazzam bir sirkülasyonun içinde daimiliğini kazanıyor. ateşte yıkanıyor her şey. her şey bir kurşuniliğe karışıyor, tan vaktinin ağırlığı geliyor. armoniler sessizliğe inat şiddetini yükseltmeye başlıyor. savaş meydanı artık hazır. düzen kuruldu.</p>
<p style="text-align: justify;">evvel ahir.</p>
<p style="text-align: justify;">imza: <a href="http://www.twitter.com/jsolpartre" target="_blank">@jsolpartre</a></p>
<p style="text-align: justify;">müzik senin dedi. &#8220;dream is collapsing&#8221; de olurdu da buna &#8220;time&#8221; gider. isminden dolayı değil yalnız. ruhu var:</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/Z0kGAz6HYM8?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ Time, Hans Zimmer / Inception ~</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/plastik-ruyalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>vaktim az, derinlerin cazibesi var</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 18:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anekdot]]></category>
		<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[apartman]]></category>
		<category><![CDATA[beton]]></category>
		<category><![CDATA[bilet fiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[bíum bíum bambaló]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[denir]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan özcan]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kör]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mail]]></category>
		<category><![CDATA[mana]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[player]]></category>
		<category><![CDATA[sağır]]></category>
		<category><![CDATA[samet]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[toplu konut]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3993</guid>
		<description><![CDATA[hayat güzel diyor herkes ama, hayat ne? öyle çok söyleniyor ki güzel olduğu, kurt düşüyor en saf insanın bile içine. güzelse neden bunu söyleyip duruyoruz? neden ihtiyacımız var buna. madem bir hayatımız var ve madem çok güzel her şey, bir de &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye dramatik derecede gülünç bir lafı ne diye icat ettik. &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">hayat güzel diyor herkes ama, hayat ne? öyle çok söyleniyor ki güzel olduğu, kurt düşüyor en saf insanın bile içine. güzelse neden bunu söyleyip duruyoruz? neden ihtiyacımız var buna. madem bir hayatımız var ve madem çok güzel her şey, bir de &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye dramatik derecede gülünç bir lafı ne diye icat ettik. &#8220;yaşanmışlık&#8221; diye bir şeyi varsa insanın, bir de &#8220;yaşanmamışlık&#8221;ı olmaz mı o zaman? &#8220;geriye yaşanmışlıklar kaldı&#8221; gibi laflar dolanıyor ya şimdi ağızlarda, geriye kalmayan ne peki? neden hayat hafızalarımızın hatıra defterlerindeki üç beş &#8220;yaşanmışlık&#8221;la sınırlı kaldı? en iyi ihtimalle, pek az yaşadığımız için olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- gökhan özcan</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">diyorum ki izlanda&#8217;ya gidelim. kafayı buna çok taktım, evet. ciddi manada istiyorum artık. bilet fiyatlarına baktım çok pahalı. ne olur bilemem. şu dünyada gitmeyi istediğim az yer var. dünya az aslında. saysam şimdi toplamı dünya olacak. biri de bu işte. bilemedim. oturmuş, bekliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">devam etmiş yazar:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">önce toplu konut ve site usulü şehirleşmeye geçerek mahalleyi bitirdik. hepimiz o yüksek yüksek apartmanlara taşınarak &#8216;çevre&#8217;mizi gözden çıkardık, komşularımızı tanımaz hale geldik. ardından koca koca alışveriş merkezleri inşa ederek esnaf kültürünün de defterini dürdük. geceleri televizyon izlemekle ya da internete takılmakla geçirir, birbirimizle konuşmaz olduk. herkesin kendi odası, kendi televizyonu, kendi bilgisayarı var. herkes her fırsat bulduğunda kendi dünyasına kilitliyor kendisini. kitle iletişim araçları insanları her gün birbirine daha fazla yabancılaştıran, sağırlaştıran, körleştiren çatışmaları körükleyip duruyor. caddelerde, sokaklarda, toplu taşım araçlarında, parklarda, orada, burada bulunurken ya cep telefonlarımızı, tablet bilgisayarlarımızı kurcalıyor ya da &#8216;player&#8217;larımızdan gelen müziğe kaptırıyoruz varlığımızı. bunu yapmayanlar da ya kendi kendilerine konuşuyorlar ya da görünmez kulaklıkları vasıtasıyla başkalarının cep telefonlarıyla. insanın insanla buluştuğu pek az yer kaldı. insanın insanı gördüğü, duyduğu, hissettiği, düşündüğü, anladığı, bilmeye ve bulmaya gayret ettiği pek az kesişim kümesi&#8230; hayat nerede cereyan ediyor peki; kimsenin sormadığı, sormayı aklından bile geçirmediği asıl can yakıcı soru bu!</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">hayat bunların arasına sıkışıyorsa, sıkışmışsa ve kurtarılması güç hâle gelmişse ne anladım ki ben bundan? hayatın manası olmuş: sanallaşmak. yüksek dağlar, uçsuz bucaksız ovalar, derin vadiler hiçbir zaman bu kadar cazip gelmemişti belki insana. evet sıkışmışım. farkediyorum. dışarı çıkarken yanımda kitabım eksik olmuyor ama mail geldi mi diye kaç kere telefona bakıyorum? ee sonuç? nedir abi olay? golü yemişiz ofsayt düdüğünü bekliyoruz. suyun yüzeyi değil derinlerin cazibesi yakıyor şimdilerde beni. vaktim az. oyalanmak istemiyorum. derine inmek zor, uzaklaşmak şart. koç burçları böyledir zaten dedi. işini tam yaparsın da asıl mesele ona başlamakta. kararsızlık da denilebilirmiş. sonra o da söyledi: &#8220;samet&#8217;i ben çok severim biliyor musun?&#8221; aa dedim: &#8220;cenazeleri taşımak bizim işimiz&#8221;. hadi bu da dağıtan cinsten olsun:</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/NraiK0vCXNE?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">- sigur rós &#8211; bíum bíum bambaló -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/vaktim-az-derinlerin-cazibesi-var/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ve davulların ustası asılmaya başlar&#8230;</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 13:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç]]></category>
		<category><![CDATA[beşer]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[glosoli]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[kırlar]]></category>
		<category><![CDATA[komutan]]></category>
		<category><![CDATA[koşma]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[mecaz]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[rahat]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[sigur rós - glósóli]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[vakit]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3975</guid>
		<description><![CDATA[00:00 &#8211; vakit suya girmekte&#8230; uzun zaman önce ortaokul sıralarında öğrenciyken bir cuma vakti namazdan önce vaaz dinliyordum. yanımda beli bükülmüş, elleri bembeyaz bir amca bulunuyordu. ben hocayı dinlerken iki eliyle ellerimi tuttu. parmaklarım birbirine geçmiş vaziyetteydi. ve dedi: parmaklarını böyle yapma! iyi değil. bir elini diğer elinin avucuna koy. tutman gerekirse böyle tut. sağlam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;">00:00 &#8211; vakit suya girmekte&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">uzun zaman önce ortaokul sıralarında öğrenciyken bir cuma vakti namazdan önce vaaz dinliyordum. yanımda beli bükülmüş, elleri bembeyaz bir amca bulunuyordu. ben hocayı dinlerken iki eliyle ellerimi tuttu. parmaklarım birbirine geçmiş vaziyetteydi. ve dedi: parmaklarını böyle yapma! iyi değil. bir elini diğer elinin avucuna koy. tutman gerekirse böyle tut. sağlam ve güzel olan budur. ne demek istediğini tam manasıyla anlamamıştım. ve anlamadım da. vardır bir bildiği dedim ve bundan sonra elimi birleştirmem gerekirse o şekilde yapmaya başladım. bazı şeylerin manasını tam bilemeyebilirsiniz. tıpkı glósóli&#8217;nin sözlerini bilmediğim gibi&#8230;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">00:26 &#8211; rahat-sızlık iyidir. harekete geçmeli.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">bir dünya verilmiştir. herkesle eşit bir zamana sahip, oyalanmanız için verilmiş bir dünya. davul gibi. inceler ve tokmağını yanında taşırsınız. nefes gibi. ihtiyacınız vardır ve yoldaşınız olmalıdır artık davul. ufak bir hareketle ruhlar âleminde &#8220;evet&#8221; dediğiniz o yerde karşılaştığınız ve sizden bir &#8220;merhaba&#8221;sını esirgemeyen insanlar görürsünüz yanınızda. davul araçtır. dünya olmuştur. dünya gibi. başka bir yerdir. bir gülüşle karşılaştığınızı farkedersiniz. anlatmak istemez, saklarsınız.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">01:41 &#8211; müzik kıvamında, dünya yerle bir olmaya hazır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">perde arkasındakilerin peşindesinizdir artık. gördüğünüz yetmez hissetmek ister, yaşamaya koyulursunuz. buğday tarlasındaki başaklar gibi kıvranır, sorgular, adımlarınızı sağlam atmaya çalışır, yanınızı güçlendirirsiniz. yol böyledir. çamurdan yollarda çıplak ayakla gitmenin hafif acısını kalpte duyarken aklınız meşgul, algılarınız sonuna kadar açıktır. dünyayı istemezsiniz. dünya sizi ister. tüm benliği ve tüm aldatmacasıyla. ne hoş gelir oysa etraf. taraf olmanız kararını vermek için vaktiniz azalır. tercihlerinizle başbaşa kalırsınız.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">02:33 &#8211; bir oyundan ibaret.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">meşguliyetler sarmıştır her yanınızı. havalanırken sizi aşağıya çekmeye çalışan halatlarınız vardır. tereddütler, halatların en sağlam ipi olmuş sizi mağaranızdan uzaklaştırmaya ant içmişlerdir adeta. ip kuvvetsizdir, birleştikçe güçleşir. dünyanın meşguliyetleri gibi. bırakmaz, gereklidir ama nasıl bir gereklilik? zorunlusunuzdur ama nasıl bir mecburiyet? yolunuz vardır yorgunluğu hiçe sayıp, yalın ayak koşmanız gereken. asfalt beklemeden. çakıl taşlarına ve toprağa ulaşmak böyledir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">03:10 &#8211; derviş gibi doluşmalı küçük bir odaya.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">dünya öyle bir hâle gelmiştir ki artık büyük zannedilen seyyârat bile küçülmüş, âlemler için âlem olmuştur. odanızdır. doldurmak dostlarla güzel. hapishane değildir artık. nisan ayında ortaya çıkan, buğday başaklarının yeşilliğinin sardığı kırlarda koşma vaktidir. vakit sizin, meydan sizindir. dünya sığmaz, dar gelir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">03:53 &#8211; uyanma vakti.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">ruhunuz da taşıdığı emanet de uyku hâlinde olduğunuzu farkeder. uyanıp ulaşmak gerektir. ki ölünce uyanan insan, insandır.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">04:14 &#8211; ve davulların ustası asılmaya başlar&#8230;</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">işte vaktidir. durmalı, geri çekilmeden ayaklara kuvvet verip düşünmeli. arkasına bile bakmadan, arkasında kim olduğunu bile bile asılmalı artık davula. davullar işi değildir artık. dünya vaktinin sonudur. asıl hareket başlamalıdır. kalpler hızla atar, beyin tüm organlara emrini verir. komutan ruhtur. ihtiyacıdır ulaşmak ve uçmak. ipini bulmuş, mağarasına girme vaktine ulaşmıştır. durmaz. gözlerin işi arka değildir. sıyrılma vaktidir. işte tam vakti. davulla işi kalmamış, dünya geride kalmıştır. ağırlıkları atmalı! vakit suya girme vakti! rahatla işi yoktur. bir an duraklasa ipini kaçıracak, arkasına baksa dünya tüm varlığı ile kendine çekecek! durmamalı ve uçmalı, semâlar onu bekler. vakit hakikat vakti. ulaşmak ancak hareketle olur. müzik duyulmaz ve dünya yerle birdir. dünya yerdedir. vakit uyanışta. ve insanın dostları olmalı, kendi olmalı. ölmeyi bilen, olmaya yol gösteren, yoldaşlık yapan, dünyaya sığmayan, kalpleri açan, uçurumlara tokat vuran, işi uçurum bile olmayan&#8230; insan olmalı. olmalı insan. vakti gelince gitmeyi bilen.</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/Bz8iEJeh26E?rel=0" frameborder="0" width="480" height="315"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">- Sigur Ros &#8211; Glósóli -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/sigur-ros-glosoli-ve-davullarin-ustasi-asilmaya-baslar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>cd kutusundan kalemlik yapmak</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/cd-kutusundan-kalemlik-yapmak</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/cd-kutusundan-kalemlik-yapmak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 12:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[ahmed yasin]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayraç]]></category>
		<category><![CDATA[ayraçlar]]></category>
		<category><![CDATA[bant]]></category>
		<category><![CDATA[bardak]]></category>
		<category><![CDATA[çağrışım]]></category>
		<category><![CDATA[cd kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[cevher dudayev]]></category>
		<category><![CDATA[dedim]]></category>
		<category><![CDATA[el emeği]]></category>
		<category><![CDATA[göz nuru]]></category>
		<category><![CDATA[iş dersi]]></category>
		<category><![CDATA[iş eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kalem]]></category>
		<category><![CDATA[kalemlik]]></category>
		<category><![CDATA[kırtasiye]]></category>
		<category><![CDATA[kullanışlı]]></category>
		<category><![CDATA[makas]]></category>
		<category><![CDATA[maket bıçağı]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[mehmed akif]]></category>
		<category><![CDATA[ömer muhtar]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[seyyid kutub]]></category>
		<category><![CDATA[vay]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3946</guid>
		<description><![CDATA[aslında çok da yeni bir numara değil. hani öyle vay dedirtecek bir numara da değil aslında. alçıdan yapılan, ismine kupa dediğimiz bardakları kalemlik niyetine kullanmak genel bir adettir. kırtasiyeden kalemlik alanların yanında bu kullanımı tercih edenler azımsanmayacak kadar çoktur. tabi kalemle işi olanların kendine has kalemlikleri de olabilir. bu bir. alçıdan yapılan o kupa bardağın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="text-align: justify;">aslında çok da yeni bir numara değil. hani öyle vay dedirtecek bir numara da değil aslında. alçıdan yapılan, ismine kupa dediğimiz bardakları kalemlik niyetine kullanmak genel bir adettir. kırtasiyeden kalemlik alanların yanında bu kullanımı tercih edenler azımsanmayacak kadar çoktur. tabi kalemle işi olanların kendine has kalemlikleri de olabilir. bu bir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">alçıdan yapılan o kupa bardağın başına bir şey gelebilir. misal yere düşüp kırılması tuzla buz olması için yeterli sebeptir. o yüzdendir ki düştüğünde kırılmayan bir malzeme ile yapılması kullanışlı olacaktır. anlaşıldığı üzere bir kaç gün önce kalemlik niyetine kullandığım bardak kırıldı. evet tam olarak bu oldu. insanlık adına küçük, benim adıma da küçük sayılabilen bir olay sonuçta. tamam burada bir sıkıntı yok. alçıdandı zaten. hediye olsaydı üzülebilirdim. neyse yeni bir bardak almaya niyetlenirken dedim: &#8220;şimdi kim çıkıp alacak, geçici olarak cd kutusunu kullanayım&#8221;. tabi serbest çağrışımlar zihinde uçuşmaya başladı. gözüm bir an masadaki ayraçlara takıldı. acaba? dedim. nasıl olur? dedim. e bu hoş olur! demem arkasından geldi. el işine yatkınlığım pek olmasa da idare eder surette bir şeyler çıkabilir. bu da ikiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">fikri benden alıp da &#8220;dur ben bunun patentini alayım&#8221; demeyin. bunu yapmayın. parayı kırıp da köşeyi dönerseniz &#8220;şerefsizim aklıma gelmişti!&#8221; demeye mecbur bırakmayınız beni lütfen. bu da üç.</p>
<p style="text-align: justify;">çok büyük bir olaymış gibi garip fikirlere girmemi de an itibariyle anlamış değilim. hadi bu da dört olsun, azalarak bitsin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>not:</strong> anadolu lisesi&#8217;nin ilk sınıflarında resim değil de iş eğitimi dersi almış olsaydım belki şimdi işe yarayabilirdi. tabi o zaman ondan da kaytarmak için türlü taklaları atan yine ben olurdum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>malzemeler:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">- bir adet cd kutusu <em>(bildiğimiz şeffaf kutu)</em></p>
<p style="text-align: justify;">- seçilmiş bir kaç güzel ayraç <em>(koleksiyonda &#8220;mehmed akif, ahmed yasin, ömer muhtar, seyyid kutub, cevher dudayev&#8221; görsellerinin bulunduğu ayraçların olması güzel tabi)</em></p>
<p style="text-align: justify;">- yapıştırıcı <em>(sağlam olsun diye bant kullandım)</em></p>
<p style="text-align: justify;">- makas</p>
<p style="text-align: justify;">- maket bıçağı <em>(ellere dikkat)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>sonuç:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img src="http://www.bekirarslan.info/image/kalemlik-1.jpg" alt="kalemlik" width="470" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img src="http://www.bekirarslan.info/image/kalemlik-2.jpg" alt="kalemlik" width="470" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img src="http://www.bekirarslan.info/image/kalemlik-3.jpg" alt="kalemlik" width="470" /></p>
<p style="text-align: justify;">ellerime sağlık inşallah. teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/cd-kutusundan-kalemlik-yapmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>toprağın insanlarının elleri titreyecek!</title>
		<link>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek</link>
		<comments>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 18:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bekir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hasbihâl]]></category>
		<category><![CDATA[akış]]></category>
		<category><![CDATA[ali hasar]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[biz ölümden doğacağiz]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[gelincik]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[jsolpartre]]></category>
		<category><![CDATA[kabus]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[minare]]></category>
		<category><![CDATA[nokta atışı]]></category>
		<category><![CDATA[rum suresi]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[serçe]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sigur ros]]></category>
		<category><![CDATA[Sæglópur]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[terakki]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bekirarslan.info/?p=3931</guid>
		<description><![CDATA[Dünya patladığında neye sadık kalacağımızı öğreneceğiz; Ağızdan ağza, kalpten kalbe, yıldızdan yıldıza… Sis insanın ciğerlerine işler. Sisli hayatta insan, hayatında çok az kişiyle görüşür, önünü yalnız ve limitli olanla görür. Hayat ilerledikçe insan ıssızlaşır. Mezara gitmeden önce herkes konuşuyor. Herkes bir festivalin soytarısı olma peşinde. Hayatın soytarılığı o kadar muğlaktır ki bu ilk anda anlaşılamaz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Dünya patladığında neye sadık kalacağımızı öğreneceğiz; Ağızdan ağza, kalpten kalbe, yıldızdan yıldıza…</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Sis insanın ciğerlerine işler. Sisli hayatta insan, hayatında çok az kişiyle görüşür, önünü yalnız ve limitli olanla görür. Hayat ilerledikçe insan ıssızlaşır. Mezara gitmeden önce herkes konuşuyor. Herkes bir festivalin soytarısı olma peşinde. Hayatın soytarılığı o kadar muğlaktır ki bu ilk anda anlaşılamaz. Zamana yayılan insanlar toprağın filizlerini ezip geçiyor. Maviliğin bir kızıl ata dönüştüğünü hayal edin. Hayaliniz sizi aldatacak bir süre sonra. Ütopyanın var olduğunu bilmek güzel, bilmek güzel. Ama bunun karşısında distopya ve kaosun olduğunu da unutmamak gerekir. Hayaller bir yere kadardır ve gerçekleşmediği sürece salt içeride kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşünce hâli önemlidir. Bir insan bir diğerini ne derece kendi içinde bir noktaya yerleştirirse o kadar içinde yer eder. Bu zamanla genişler ya da daralır. Kelebek misalinde ömrü bu kadar olan insanlar yok mu? İnsan değerlidir, belki de birbirimizin içine doğru akıyoruzdur. Bu her zaman öyle olmaz. Hayatınızda bir yere oturttuğunuz insanlar ile bu gerçekleşir. Cûz-i Gayb’a girer devreye, işin sırrıysa Kûlli Gayb. Limitlerimiz var, bir yere kadar. Aşılması ve idrakı oldukça zor olan. Vadinin güvercinleri gibi inliyor her birimiz. Toprağın altı yakın, üstündeyse tam bir yıkım var. Seçtiklerimiz, seçimlerimiz önemli. Toprağın üstündeyken altında da birlikte olacaklarımız var. Yalnız olan yine yalnız gidecek ama birleşme yakın. Orada da bir limit var, bir sınır. Hayat sınırlarla dolu, insan da, engelleri aşamıyoruz, yanıldık her birimiz, birbirimizi kandırmaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz çoğu zaman. <strong>Yanlış insanlar üzerine hayaller inşa edilirse bertaraf bir ruh kalır elimizde</strong>. Küflenmiş odaların yankılarını sesini kim duyacak? Henüz hiçbirimiz delirmedi. Duvardaki yelkovanı izlemek gibi hayat.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu zamana kadar kimi tanıdıysak ya bizim yansımamız olmadı ya da bir parçamız. Yaya geçitlerindeki şeritli çizgiler gibi kaldılar. İnsan insan ile bir bütündür. Parçası eksik yapbozu çocuklar bir köşeye fırlatır. Köşede kalansa bir tramplen. Sinekler zıplıyor. İçe doğru akmak, biraz derinlikleri olan ama yüzeysel bakıldığında bir birleşim çizgisinin olduğu görülen bir dehliz. Nicel kavramların çoğu zaman nitelden üstün olduğu bir evren ve insanları. Şehirler yanıyor. Kendini özde sevmek ile içe akmanın bir diğeriyle mümkün olduğu anlar kıymetlidir. Evrendeki hiçbir şey rastlantı değil. Bir şeylerin sebebi var. Sebebin künhüne vakıf olmak mühimdir ki insanın kendi romanında kahramanları ve figüranları vardır. Bir şeylere sadık olmak delilik anlamına gelebilir. Her şeyin kendisine sadık olduğu ama kendisinin sadık olmadığı yüzler tehlikeli. Zehir. Halatları geriyorlar hayatımızda, nefes almamız oldukça zorlaştı. Hep kaçmak istiyoruz, hayatı beklemekten yoruldular. Dağa kaçmak insana fayda vermeyecek. Sur’un düzen kuracağı o zamanı ve mekânı bekle. İçe doğru akacağımız vakit bunlar bir kenarda kalbimize hücum edecek, kalbin hızlı atışı nefeslerin devinimi bir korkudan ibaret. İnsan bilmediği şeyden korkar. Köpeklerin su içişlerine delice bakmamızı istiyorlar, her şeye acımamızı ya da her şeye zulmet getirmeyi. Devinim zıtlıkların gücünden doğuyor. Karanlığın ağırlığından korktular.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em> </em><em>İnsan, şu kâinat içinde pek nazik ve nazenin bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kudret ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü, o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki şu mevcudat ona musahhar olmuş&#8230;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>- 23. Söz, 4. Nükte</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">İçe yönelmek, bükülmek. İnsan bükülür ve doğrulur. İki eşit yatay düzlemde de bir gerçeklik yatar. Kalp olarak temizlenmek, ileri safhalar için bir ön hazırlıktır. Kişinin bir diğeriyle etkileşimi, akış ve dirilişi bir noktadan ibarettir. Tek cümlelik bir nokta olmayan hayat insana kapılar sunar. Kapının anahtarları bizim ellerimizde. Deliklere atılan bakışlar içimizden doğar. Her gece gün doğumunu bekler. Gün doğumu da geceyi. Kötülüğe saplandıkça iyiliğe kaçamıyorsak balçığın tam ortasındayızdır demektir. <strong>Düşünce olarak mesafeler olsa da kalp olarak bir olmak vardır</strong>. Mekan kavramının izafi olduğu o anlar öyledir ki bunu insan ve karşısındaki anlayamaz, sırrın perdesine düşen gölgeleri izlemekle yetinir insan o an. Akışın her iki yönlü oluşu daha doğrusu içten dışa, dıştan içe eğimi kalbin hakikatıyla doğru orantılıdır. Bu bir nimet, bir farkındalık sezisi, bir düşünce helezonu. Çembere dahil olanlar merkeze yönelecektir. Merkezin ne olduğuysa bir soyut olgu, bir somutun üstü. Somutluluğun salt soyutlulukla sınavında galip çıkan merkezin kuvveti olacaktır. Sesler yükseliyor, çemberin dışında veba ve kıtlık başladı. Susuyorlar, onlar sustukça daha da bağırıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Açlık dinmiyor. Kör kuyu. Günahlarında boğulacaklar. Toprağın insanlarının elleri titreyecek. Gazap yaklaşıyor. Su damlaları denize düşüyor, dalgalar bu kurşunîliğe inat hayata nefes veriyor. Siste bir insan dolaşıyor. Elinde bir baston, başındaysa kasket. Öylece yürüyor, hiç durmuyor. Yorgun. Adımlarıysa yavaş. Susuyor. Bildi ve gördü. Alfabe ona artık savaş açmış durumda. Şiddet suskunluğa büründü. Toprak kazanacak, o yenilecek. Evren düştü kalbine, oturdu bir uçuruma. Uzaktan boşlukta süzülen evleri görüyor, çocuklar kendisiyle alay ediyor. Hayat en son tokadını atmak üzere insana. Köpekler havlamıyor bile. İsimsiz bu gösteriyi sadece kendisi seyrediyor. Gökyüzü karanlık, ağaçlar hep aynı yerlerinde. İnsansa boşluğun tam ortasında tek başına. Elini cebine atmıyor, kalbinde biriktirdiklerine bakıyor. Kimse sevgisiz ve erdemsiz yaşayamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıkım başladı. İçten dışa. Dıştan içe. Akışlar hız kazanıyor. Ruhun yolculuğu vardır gayb’da. Rüya ve hakikat çerçevesinde bir tasavvur çıkıyor önümüze. İmajların hareketliliğine kapılıyoruz. Nesnelerin gerçekliğinden dönümsüz bir hareket ile sıyrılıyoruz. Dünya yangın yeri artık. Asfaltlar oldukça sıcak. Ayaklarımız buz kesiyor. Geri dönülmezliği mevhum bir ayna gibi kırıyoruz. Dizler güçsüzleşiyor, korku tepelerine iniyor. Grilik çöküyor şehre, her yer siyahlığı bağrına basarcasına kaçıyor uçuruma. Şehirler artık kendinden kaçıyor, insanlarsa şehirlerden. Özlem, saf olana, kirlenmemişe. Fıtratı temizliğe çağırıyor. İnsan arınırken elleriyle başlıyor. Niye ilk olarak el? Niye baştan aşağıya? İnsanı etkileyen de budur. Kesitten bütünsele. Çekirdekten öze. Fıtratın şahitliği :</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">“O hâlde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">- Rum Sûresi, 30/30</p>
<p style="text-align: justify;">“Hayat-ı içtimâiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse, hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz. Bütün hareketi şer ve tahrip hesabına geçer.”</p>
<p style="text-align: justify;">- 22. Lem’a</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Rüzgarda savruluyor her birimiz. Nokta atışı yapılan yer bizim vicdanımız. Kalbin direnci rüzgara galip gelir. O kalabalık yollar o zaman ıssız gelir bize. İnsan kalbinin merhametiyle, vicdan filizlerinin yeşilliğiyle büyür, gelişir. Kıraç topraklar o zaman hayat bulur. Karanlıkta gözlerin bile faydası yoktur ama kalp görüyorsa gözlere gerek kalmaz. <strong>Kalbin âmâysa gözün görse neye yarar?</strong> Alnındaki izlerin bir şeffaflık oluşturduğunu düşün, içinde, en derinde. Kalbinin ritmik atışlarını sana hayat verdiğini, zikr ve şükr kavramlarının tadına var. Maneviyat, ağılı ağlarla çevrili değildir. Kendi içinde naif bir sarmal, bir daire. Şehrin ışıkları yanıyor, uzaktaki figürler buharlaşıp havaya karışıyor. Artık eski kediler yok, baykuşlar da ötmüyor. Serçeler nefrete kızıyor, martılar denize isyan ediyor. Kuzguncukların sesi kısık. Gelincikler korkuyor. Trenler çalışmıyor. Minareler ıssız.  Bir çocuk annesine doğru koşuyor. Karanlık yaklaşıyor. Toprak harekete geçti. Eller titriyor. Göz gözü görmüyor. Dünyayı yerinden söküyorlar. Etkileyici olansa gökyüzünün ikiye ayrılması. Cennete mi? Kabuslara mı?</p>
<p style="text-align: justify;">imza: <a href="http://www.twitter.com/jsolpartre" target="_blank">@jsolpartre</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>bekir&#8217;in notu:</strong> ve kelimelerin ustası asılmaya başlar&#8230; vakit suya girmekte.</p>
<p style="text-align: center;">22.01.2012 tarihli bilgi notu: tam burada bir adet video vardı. telif haklarından dolayı youtube&#8217;dan kaldırılmış. sağlık olsun. ismi hemen altta durmakta. teşekkürler.</p>
<p style="text-align: center;">Sigur Ros &#8211; Sæglópur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bekirarslan.info/topragin-insanlarinin-elleri-titreyecek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

