14.10.2009 - Kitap, Tarih    Yorum Yok

Gidemesek de bizimsin Rumeli

Halil İnalcık’ın yeni kitabını okudukça Rumeli ile alakalı merak ettiğim konular da artmaya devam ediyor. Aslında bu kitabı Osmanlı’nın kuruluş aşamasındaki olaylardan bahsettiği için aldım. Klasik bir tarih kitabı moduna giriyor bazen ama yazarı Halil İnalcık olunca okunur. Meğer bilmediğim ne kadar hadise varmış. Bu kadar derinlemesine anlattığını düşünmemiştim.

Lisedeki tarih derslerinden nefret edenlere pek tavsiye edemem. Şeytanın bacağını kırıp şu tarihle aramı düzeltmem lazım diyenler için sürükleyici bir kitap. Ben henüz yarısındayım ve zevkle okuduğumu belirtmek isterim.

Konuyu fazla dağıtmadan asıl konumuza gelelim. Rumeli. İsminin “Rum-ili”nden türediğinden bahseder İnalcık.

Ve dahi şöyle bir cümle okumuştum başka bir kitapta: “Anadolu Selçuklu’nun Rumeli’siydi. Rumeli Osmanlı’nın Anadolusu.” Söyleyene değil söyletene bak, deyimine dayanarak bu sözün kim tarafından söylendiğini şuan itibariyle hatırlamıyorum. Ama esaslı cümle. İlk okununca anlaması biraz zor ama düşününce evet doğru diyor insan.

Rumeli’nin neyini merak ediyorsun? diye bir soru sorulursa cevabım: Osmanlı o toprakları nasıl islamlaştırdı? sorusu olur. Tarihi, ben tarihi severim demek için okumam. Tarihi, insanları daha iyi anlayabilmek için okurum. Ona göre dikkat ederim okuduklarıma. Onun içindir ki klasik tarih eğitimini pek sevmem.

Düşünün. Bir devlet ortaya çıkıyor. Ben bu toprakları daha iyi yönetirim iddiasında bulunuyor. Bu iddiada bulunan devlet hristiyan dünyasına karşı müslüman bir devlet. Zaman geçtikçe anlaşılıyor ki iddiada bulunan devlet haklı. Gerçekten yönetimde daha başarılı. Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren gözünü Rumeli’ne dikmesinin nedeni daha iyi yönetmek iddiası.

İnalcık bu noktada Osmanlı’yı anlatırken “gazilik” müessesinden bahsediyor. Meşhur bir sözdür, “ölürsek şehidiz kalırsak gazi”. Kurulduğu andan itibaren diğer beyliklere nazaran “gaza” sistemini en iyi uygulayan Osmanlılar’dır. O yıllarda devlet iki kere kuruluyor aslında. Birinci devleti Osman Bey, ikinci devleti Mehmed Çelebi kuruyor. Gazilik müessesine bu kadar bağlı kalınmasaydı o kadar kısa sürede bir devlet iki kere nasıl kurulabilir? İşte bu soruların cevabını İnalcık güzel bir anlatımla bizimle paylaşmış.

Ama benim daha çok merak ettiğim konu ise mahalle sistemi. Osmanlı’nın mahalle sistemi hakkında istediğim tarzda bir kitap henüz bulamadım. Hem rumelide hem anadoludaki mahalle sistemi henüz gün yüzüne çıkmış değil. Bu konuyu, ramazan ayında açılan fuara gelen Mustafa Armağan’a sormuştum. İlerde öyle bir kitap yazmayı düşündüğünü söylemişti ama tarih vermedi. Böyle bir kitap yazarsa ilk alacak kişilerden biri de benim.

Bosna’yı, Hersek’i, Eflak’ı, Boğdan’ı, Tuna’yı, Mostar’ı ve daha bir çok mekanı oralara gidip görmek ne güzel olurdu. Gidemesek de bizimsin Rumeli.

varsa bir sözün?