1.7.2010 - Yok    Yorum Yok

hayat bir teselli

dedesinden kalan pikapın üzerindeki mavi bezi kaldırdı.

altındaki çekmeceden erkin koray’ın 1976 yılındaki 45liğini seçti.

plağın kapağına baktı. iki şarkı. hayat bir teselli, gönül salıncağı.

yerleştirdi.

önce bir cızırtı. sonra başladı müzik.

“hayat bir teselli acı ızdırap”

hemen yanındaki eski koltuğa oturdu yavaşça.

“ben miyim bilemem zaman mı harap?”

kahverengi çerçeveli fotoğrafı eline aldı. baktı.

“arıyorum kendime şimdi bir yoldaş

siyah beyaz fotoğrafta iki kişi. birisi kendisi, diğeri hayat arkadaşı.

“bulamadım ne bir dost ne de arkadaş”

daha geçen hafta kaybemişti 41 yıllık arkadaşını.

“dokunmayın halime bırakın beni”

kanserdi. ömrü yetmedi.

“soluyorum gün ve gün bak yavaş yavaş”

alışamadı yokluğuna.

“kasırga mı fora mı hayat gülleri?”

öyle ya beyaz gül ve bu şarkı en çok sevdiği şeydi.

“dünyamı bilemem ben miyim deli?”

fani olduğunu düşündü bu dünyanın.

“her gece yalnızım yok ki bir yoldaş”

hayatını paylaştığı gitmişti. yalnızdı. nasıl fani olmasındı?

“çekilmiyor hayatın kahrı arkadaş”

biliyordu adı gibi bir gün tekrar buluşacaklarını.

“dokunmayın halime bırakın beni”

olmasaydı öyle ne anlamı olacaktı?

“soluyorum gün ve gün bak yavaş yavaş”

fotoğrafı yerine koydu.

sonu gelmişti şarkının.

bu hayatın sonunun da bir gün geleceği gibi

varsa bir sözün?