anladım ve şahit oldum ki ve tecrübe ettim ki ve artık biliyorum ki çevremden çok çabuk etkileniyorum. zihnimi bazı zamanlar toparlamakta güçlük çekiyorum. dağınık bir zihin tek düze bir hayatı netice veriyor belki de. küçükken bir yerlere bakıp çokça daldığımı söylerlerdi yanımda yönümde olanlar. farklı yüzler, farklı fikirler bu dalışları fazlalaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. [...]
nasipse 1 ağustos 2010 itibariyle bu fakir askerdir. nereye gideceğini, ne vakit geleceğini ve yazacağını Allah bilir. gelişmeler bu blogda sağ tarafta görülen “twitter” kutusundan takip edilebilir. hakkınızı helal edin. selametle… not: vasiyetimdir çok kitap okuyun. nota ek: faydasız ilimden Allah’a sığınırız.
… dedesinden kalan pikapın üzerindeki mavi bezi kaldırdı. altındaki çekmeceden erkin koray’ın 1976 yılındaki 45liğini seçti. plağın kapağına baktı. iki şarkı. hayat bir teselli, gönül salıncağı. yerleştirdi. önce bir cızırtı. sonra başladı müzik. “hayat bir teselli acı ızdırap” hemen yanındaki eski koltuğa oturdu yavaşça. “ben miyim bilemem zaman mı harap?” kahverengi çerçeveli fotoğrafı eline aldı. [...]
… kanser teşhisiyle hastaneye yatırılan eşine temiz elbise almak için eve geldi. gitmeden iki defa kilitlediği kapıyı açtı, arkasını dönmeden kapattı. duraksadı sonra. kafasını kapıya dayadı. gözünden yaş geldi. dizleri çözüldü. sırtı kapıya dönük vaziyette yere oturdu. ellerini yüzüne götürdü. gözlerini kapattı. ağladı. dedi: kapattım gözlerimi, açınca geçsin …