Lost – Prison Break

Bir kaç yıldır ülkemizde de çok popüler olan bu iki diziyi hepimiz tanıyoruz. Malum Lost ve Prison Break. Ben de bu serüvenlere kendimi kaptıranlardanım. Pişman olduğum da söylenemez. İki sene önce bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Prison Break’e başladım. Okul zamanı aldığım için hemen başlamamıştım. O yaz memlekete gittiğimde başladım. Başladım ki ne başladım. Bağımlılık yaptı. Dizinin senaryosu ve oyuncuları çok hoşuma gitmişti.
Aslında izlediğim ilk yabancı diziydi. 1. ve 2. sezon tek kelime ile harikaydı. Elimde olan sezonları izlerken dizinin müziklerini de buldum. Bütün yaz o müzikleri dinledim diyebilirim. Prison Break bir kaç hafta önce sona erdi. 4 sezonluk bu dizinin ilk iki sezonu favorimdi. Diğerleri de idare ederdi tabi. Diziyi özetlemek gerekir diye düşündüm ama uzun sürer. Yine de birkaç cümle ile özetleyelim. Dizimizin başrol oyuncuları iki kardeş. Bunlardan büyük olan hapse girer küçük olan ağabeyini kurtarmak için kendini hapse attırır. Hapse girdikten sonra ise ortalığı karıştırmaya başlar tabi ve olaylar sürer gider. Başrollerde Wentworth Miller Michael Scofield karakterini, Dominic Purcell ise Lincoln Burrows karakterini oynar. Benim favori oyuncularım ise John Abruzzi’yi oynayan Peter Stormare ve Alexander Mahone’u oynayan William Fichtner. Arşivlik bir dizi olması hasebiyle hem gönlümdeki hem de harddiskimdeki yerini aldı.
Gelelim Lost’a. Acaib bir dizi olduğunu şimdiden söylemek gerek. Halen 5.sezonu izlemekteyim daha bitirmedim. Acaib dedim çünkü gerçekten acaib. Senaryosu biraz karışık kurgulanmış. İlk başlarda anlamakta zorluk çektim. Karakterleri tanımak , birbirleriyle olan ilişkilerini anlamak ve geçmişte ne olduklarını görmek 2 sezon sürdü. İlk iki sezon çok sıkıcı olmakla beraber çok da sorularla zihnimi kurcalamaya başladı. 3.sezondan itibaren dizideki çoğu soruya cevap gelmesi beni memnun etti. Cevapları görmek diziyi kendi açımdan zevkli hale getirdi. İlk sezonlarda geçmişten anekdotlar verilirken son sezonlarda ileriki zamanlardan bilgiler vermeye başlamasın mı! O zaman dedim dizi daha da acaibleşti. Bir yeri kaçırmamak için ayrı bir gayret sarf etmek gerektiğini anladım ve halen de uygulamaktayım. Şuan halen cevaplanmamış sorular var ama cevaplanacağını umarak izlemeye devam ediyorum. Merak ettiğim konu ise tüm bu olayları nasıl bağlayacaklar? ve final nasıl olacak? Bakalım nasipse göreceğiz.
Lost’ta favori oyuncum diyebileceğim bir kişi yok sayılır. Karakterler karışık olduğu için bir olayda hoşuma giden bir oyuncu başka bir olayda tabiri caizse gıcığıma gitti. İçlerinden birini seçmek gerekirse favoriye yakın olan Sayid’dir.
Şimdi konuyu bir yerde bağlamak gerek. Bu iki diziyi veya birini izleme fırsatı bulanlar, medyamızın dizi adına yaptığı oynatmalarla bu diziler arasındaki farkın dağlar kadar olduğunu farketmişlerdir. Her açıdan büyük farklar sözkonusu. En başta senaryo ile bizim önümüzdeler hiç şüphesiz. Şuan ülkemizde oynayan dizilerin %90′ı ya aile(!) ya duygusal(!) ya öğrenci(!) ya da aşk(!) konulu. Konusunu geçin senaryo en baştan sakat ilerliyor. Ancak 1 sezon ilerliyor. Bana göre kalburüstü sayılabilecek iki dizi var. Avrupa Yakası ve Kurtlar Vadisi. Ama bu iki dizinin de modası artık geçti. Avrupa Yakası hadi neyse komedi dizisi. Herkesin beğenisini kazanmayı bildi. Kurtlar Vadisi ise bazı kesim tarafından tuttu. Ben de izlemedim değil. Çoğu bölümünü izlemişimdir. Ama yabancı dizilerin yanına dahi yaklaşamaz. Son sezonunu izleyenler görmüşlerdir ki senaryo ve oyuncular tamamen facia Kurtlar Vadisi’nde. Geçen senelerde TRT Kınalı Kuzular adlı bir dizi başlattı ama fazla uzatmadı bir kaç bölüm sonra bitti. Yine TRT’nin bir projesi olan Yedi Numara ise bir kaç sezon başarılı bir şekilde devam etti. Öğrencileri samimi bir şekilde anlatan dizi mizahın kaliteli bir şekilde sunulduğu bir diziydi.
Oyunculuğun da bir sanat olduğunu yabancı ve yerli dizileri karşılaştırarak anlayabiliriz. Senaryo ve film teknikleri konusunda ise daha çok fırın ekmek yememiz gerektiği bariz ortadadır. Bu sektörün kaliteli ve seviyeli bir şekilde gelişmesi ise en büyük temennimiz.
Tweet
İki diziyi de izliyorum. Lost’ta 4. sezonu yeni bitirdim. Çekildiği ortamın çok hoşuma gidiyor olması ve karakterlerin çok renkli olması benim en sevdiğim yanları. İlk bölümden beri zevkle izliyorum, en yakın zamanda 5. sezonu da bulmalıyım bir yerlerden.
Prison Break’e gelirsek, ilk 5-6 bölüm çok sıkılmıştım ama daha sonra o da hoşuma gitmeye başladı ve zannedersem en son 2.bölümün sonlarında kalmıştım, yaklaşık 6 aydır izlemiyorum. Lost 5. sezondan sonra da ona başlarım artık :)
ben prıson break i bıtırbım lost un 4 sezondayım harıka ama cok karmasık nasıl baglanır bılemem
Lostun 4.sezonuna getiren elbette güzel bağlar. 5 biraz daha karışık. Senaristler 6′da herşeyin bağlanacağını söylemişlerdi.