19.2.2010 - Kitap    Yorum Yok

Mâbetsiz Şehir

nullOsman Yüksel Serdengeçti’nin eserleri arasında bir kitap. Mâbetsiz Şehir. İsmiyle ilginç olması bir yana içi de aynı derecede ilginçlikle dolu. Gerçi ilginç olan o dönemde yaşanan olaylarla şimdikilerin tıpatıp benzer olması.

Öncelikle harika tespitleri var Serdengeçti’nin. Bir devrin mücadelesini kendi penceresinden anlatmış. Ankara’da öğrencilik hayatında, karşılaştığı olaylar veya durumlar üzerine kısa makaleler yazmış. Bir kısmı kendi dergisi “Serdengeçti”de yayınlanmış. Bir kısım yazıları yüzünden de hapishanelere girmiş.

Sözünü çekinmeden söylemesi hele de o dönemde eşine az rastlanır bir özellik. Özellikle sol kesimin tabiri caizse borusunun öttüğü o dönemlerde çıkıp da mücadele vermek her babayiğidin harcı değil. Dine karşı yapılan hareketlerin önünde set olmaya çalışanların içinden sadece biri. O hareketlerin önünde durabilenlerse az sayıda.

Mâbetsiz Şehir genellikle Ankara Dil-Tarih Fakültesi’ndeki bazı olayları anlatıyor. Üniversitelerdeki sufliyatı anlatırken aklımdan acaba Serdengeçti şuanki hâli görse ne der diye geçirdim.

Zamanın kavgalarının aynısının halen şu zamanda da yaşanması düşündürücü. Sağ-Sol diye ayrılan bir ülke şuan Türk-Kürt diye ayrılmaya çalışılıyor. Haklı haksız orası ayrı bir mesele. Ayrış(tır)ma bariz belli.

Ülkenin buhranlı dönemlerini anlamaya çalışmak için okunulması gereken bir kitaptır diye düşünüyorum. Kitaptan bir parça ile sözü bitirelim.

… Bir âlem özlüyorum ki: Orada kadınlar, dıştan kızarmasıni boyanmasınlar. Yüzlerine bakınca kızlık ve gerçek kadınlığın kendine has, o güzel edepli utancıyla içten kızarsınlar. Kadın sokakta yırtık yırtık dolaşmasın, erkeklerle dalaşmasın. Özlediğim âlemde kadın, sözde inkılâpçıların, sokakta kafeslemek için kafes arkasından kurtardıkları kadın, hayvanî ihtirasların dindirdiği bir zevk âleti hâline, piyasanın en bol, en ucuz metaı hâline getirilmesin. Dairelerde kadın, zânî bakışların, şehevî akışların istilâsına uğramasın. Kadın, evinin dairesinden çıkmasın. Yuvasının âşığı, evinin âşığı olsun. “Cennet anaların ayakları altındadır” sözünün sırrına erişsin; ana olsun.

Bir âlem özlüyorum ki: Orada erkekler, evinden başka hâne bilmesin. Aileyi bir gaile, çocuklarını çekilmez bir dert görmesin, bu hâle getirmesin. “Evlât kokusu cennet kokusudur” hadîsi ile duygulansın. İçi cennet, dışı cennet olsun; cinnet olmasın. Erkek kendi karısından başka kadın, kadın kendi kocasından başka erkek tanımasın, sevmesin. Ailenin reisi olan erkek, ayarlı, kararlı, kavi, metin, vakarlı, .alışkan olsun. Yuvanın kurucusu kadın temiz, cefakâr, vefakâr, sabırlı, saygılı sevgili olsun…

varsa bir sözün?