18.12.2009 - Anekdot    1 Yorum

Mesajı görme çabası

“Mizahçı dediğin güldürürken düşündürmelidir…”

Sanki güldürmek çok kolay bir şeymiş gibi…

Mizahçı dediğin, çaktırmadan beline sarılıp seni gıdıklamıyor ki…

Adamın yazıp, çizdiğine bakıp gülüyorsun…

Bakarken de düşünüyorsun ki ondan gülüyorsun…

Ha, bu laftan kasıt “mizahçı güldürürken aynı zamanda toplumsal bir mesaj vermelidir” ise buna da itiraz ederim…

Bu da modası geçmiş, gibi boş bir önermedir…

Mizahçı niye ‘toplumsal’ bir mesaj versin ki?..

Yani, niye kendini sadece toplumla kısıtlasın ki?..

Yazıp çizdiğiyle ‘insansal’ ya da ‘dünyasal’ bir mesaj da verebilir…

Hatta ‘dünya ötesi’ bir mesaj’da verebilir…

Yeter ki tesbiti ‘cuk’ oturmuş olsun…

En bayağı, en pespaye gördüğünüz mizah eserinin bile kendince bir mesajı vardır…

En azından o dönemin gencinin hadiselere bakışını görürsünüz ki, bu da bir mesajdır…

Mizahçıdan ‘mesaj’ beklemek, karpuzun içinde ‘Allah’ yazısını bir mesaj olarak görüp şaşırmak kadar acıklı bir durumdur…

Rahatsız bir durumdur…

Karpuzun yuvarlağında, yeşilinde, kırmızısında, tadında, kokusunda mesajı göremeyip, ille de içinde bir imza görme manyaklığı gibi bir manyaklıktır…

Yukarıdaki parça Hasan Kaçan’ın bir köşe yazısından. Konu anlaşıldığı üzere mizahçılar üzerine.

Benim asıl dikkati çekmek istediğim nokta yazının son satırları. Mesajı görmek meselesi. Aslolan mesajdaki imza. Karpuz meselesi. Görene tabi.

1 Yorum

  • aklıma gelmişken. recep demirkaynak hilal tv’de program yapmaya başlamış. tabi ki temiz mizah.

varsa bir sözün?