Müzik mi? bir kere daha düşün

Bugün iki sanatçı keşfettim: Yanni ve Can Atilla. Müziklerini inceledim hoş tarzlar. Tam bana göre denilebilecek türden.
Yanni ve Can Atilla hakkında öğrendiklerimi paylaşmakta yarar var. Efendim iki sanatçımız da dünyada “New Age” olarak tanınan müzik kategorisinin içerisinde bulunan kişilerden.
Can Atilla “Türkiye’nin Vangelis’i” olarak anılır. Keman, piyano gibi Batı müziği çalgılarını saz, tef ya da ney gibi doğu müziği çalgıları ile beraber kullanarak eserler verir. Senfonik eserlerin yanısıra Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen pek çok oyunun müziğini ve pek çok dizi müziği yazmıştır.
2005 yılından itibaren Osmanlı Üçlemesini oluşturan “Cariyeler ve Geceler” , “1453-Sultanlar Aşkına” ve “Aşk-ı Hürrem” adlı albümleri yayınlandı. Aşk-ı Hürrem bir kliple sunulunca 2008′de Kral Tv’nin Yılın En Başarılı Klibi Ödülü‘nü kazandı.
2008 yılında “Mevlana 800. Yıl Oratoryosu”nun ve “Çağrı Balesi”nin dünya prömiyerini gerçekleştirdi.
13 Mayıs 2008 tarihinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth onuruna Çankaya Köşkü’nde verilen yemek sırasında özel bir konser veren sanatçı klasik müzik alanında tek Türkçe yayın organı olan Andante dergisine “Tek Kişilik Orkestra” başlığıyla kapak olmuştur.
Yanni’nin hayatı ise daha ilginç bence. Tam adı Yanni Chrysomallis ya da ünlü olduğu adıyla John Yanni Christopher. Yunanistan doğumlu.
Küçük yaşlarda dinleyerek büyüdüğü Beethoven, Mozart, Chopin, Stravinsky, Debussy gibi klasik müzik bestecilerinin etkisinde kalan Yanni ileriki yaşlarında yaptığı bestelerinde, gene kendi deyişiyle “müziklerinde tek bir kelime dahi etmeden insanlarla iletişim kurmayı başarabilen bu müzisyenler”in yapabildiğini başarmayı amaçladı.
Ona göre, bir sözün vermek istediği mesaj en iyi şekilde, harflerin birleşmesinden çıkan anlamdan ziyade, sesler, ritm ve melodiyle ortaya konabilir. Yanni’nin müzikal kariyerinin gelişimi de hayli ilginç. Üniversitede psikoloji bölümününü bitirdikten sonra çalışmaya başladığı şirkette geçen bir günün ardından, işini bırakan ve çocukluğundan beri ilgi duyduğu alana, müziğe, yönelen Yanni, bu dönemden itibaren kimi zaman kendi kurduğu, kimi zaman da sonradan katıldığı müzik gruplarıyla bir süre elektronik ve rock müzikle uğraştı.
Ardından kişisel olarak yöneldiği new age alanında, zaman içinde ürettiği enstrumantal müziklerle, dünya çapında tanınan ve sevilen bir müzisyen olmayı başardı.
Yanni’nin müzisyen ve besteci kimliğiyle ilgili enteresan ve şaşırtıcı olan bir başka noktaysa, profesyonel üretimlerine rağmen müzikal anlamda nota ve solfej yazma/okuma bilgisinin olmamasıdır. Gençliğinde geliştirdiği, kendi üretimi olan notasyon sistemiyle, ürettiği melodileri kağıda döken Yanni, bu işaretlerden yararlanarak yaratılarını klavye, piyano ve synthesizer gibi enstrümanlar vasıtasıyla çalmaktadır.
Tweet