20.1.2010 - Köşedekiler    Yorum Yok

Okumak yerine seyretmeyi tercih etmek

Eğlence çağının öğrenme çağını alt ettiği bir dünyayı yaşıyoruz. Medya, gençliğimizi ele geçirmiş durumda. Televizyon izleyerek bilgi ve kültür sahibi olunabileceğini sanan bir genç nüfus ile karşı karşıyayız. Malumat edinmeyi bilgi edinmek zannediyorlar. Bilgi edinmede pasif davranıyor, sorgulamaktansa kabullenmeyi yeğliyor, bilgi başarısını not ile ölçüyorlar. İnternetin bir bilgi çöplüğü olduğunun farkında değiller. Okumak yerine seyretmeyi tercih ediyorlar ve seyrederek öğrendiklerini düşünüyorlar. Magazin haberleri dışında gazete bile okumayan gençlerimiz var artık.

Bernard Rose’un yönettiği Anna Karenina’yı Tolstoy’un romanını okumaya, Aşk-ı Memnu dizisini Halit Ziya’nın ünlü eserinin satırları arasında gezinmeye, rahmetli Halit Refiğ’in beyazperdeye aktardığı Leyla ile Mecnun’u seyretmeyi de Doğu klasiği Leyla ile Mecnun öyküsünü öğrenmeye tercih eden tembel bir kuşakla yüz yüzeyiz. Bu tembelliğin suçunu tamamen onlara yüklemek bence haksızlık olur. O halde gelin, yetişkinler olarak gözlerimizi kendimize çevirelim.

Sık sık çocuklarının okumadığından şikâyet eden velilerle karşılaşırım. Aramızda şu minvalde konuşmalar geçer:

- Hocam! Oğlum/kızım hiç okumuyor. Ne yapabilirim?

- Oooo! Çok basit ve kolay bir çözümü var bunun!

- Hemen söyleyiver hocam!

- Tabii! Ama eve gidince hemen uygulayacağına söz vermelisin!

- Hiç şüphen olmasın hocam! Sen söyle yeter.

- Kitap okumaya başla; çocuğun senin kitap okuduğunu görsün!

İskender Pala bu haftaki köşesin bunları yazdı.

Ortadaki problem ve çözümü ortada.

varsa bir sözün?