bekir'in günlüğü

yazar geçici bir süre devre dışıdır

İnsan canhıraş bir suskunluktur

TARİH: 9 Haziran 2010 KATEGORİ: Anekdot 0 Yorum

“19. yüzyıl boyunca birçok cerrah, bir hayvan üzerinde operasyon yapmadan önce alışılmış bir şekilde ses tellerini kestiler. Bunu, deney sırasında hayvvanlar ses çıkarmasın diye yaptılar. Deneyi yapanlar ses tellerini keserek aynı zamanda gerçeği yadsıdılar -sessiz bir hayvanın acı çekmediğini varsaydılar- ve bunu kendileri doğruluğunu kabul ettikleri bilgileriyle doğruladılar. Hayvanın çığlıkları onlara zaten bildikleri bir şeyi, karşılarındaki yaratığın bilinçli, hisseden ve operasyon sırasında eziyet edilmiş bir varlık olduğunu anlatacaktı.” susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez… Ve Sen Kuş Olur Gidersin. Tarık[...]

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Olmamalı da. Gündeme göre yazı yazmak alışık olduğum bir şey değil. Ama bu gündem başka bir gündem. Öncelikle, İskenderun’da şehid olanlar dahil Filistin açıklarında şehid düşenlere Allah rahmet eylesin. Vazifelerini en iyi bir şekilde yaptılar. Gündemi unutmak maalesef ülke olarak en çok yaptığımız şey. Bu gündem unutulsa bile hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması için dualar ediyoruz. En azından bir şeylerin değiştiğini hissedebiliyoruz. Teknolojinin ne kadar önemli bir unsur olduğu iki gün içinde daha da[...]

ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!.. Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!.. Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!.. Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!.. Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!.. Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?.. Bir halk yok mu? Hiç mi[...]

Gezdiğin yerler senin olsun yediklerini anlat der ünlü bir mütefekkir. Her ikisi de mühim değil midir hayatta? Yediklerimin yanında gezdiğim yerlerden kısa notlardır yazacaklarım. Bu haftasonu günübirlik Eskişehir kaçamağı yaptım sevgili okur. Üniversite yıllarından kalma hatıraları hatırlamak ve yâd etmek amaçlı küçük bir gezi. Baştan söylemem gerekir ki özlemişim hakikaten. Neyini özlediğimi tam tarif de edemiyorum o da ayrı bir konu. Sabah tren garına indiğimde Eskişehir’in o güzelim soğuğu karşıladı beni. Sabahın erken saatleridir diye düşünüyordum ama gün içinde de[...]

Küçükken memlekette, özellikle haftasonları annemlerin köyüne, dedemin evine gitmek ayrı bir zevkti benim için. Aynı ilçede ikâmet ettiğimiz teyzemlerle giderdik köye. Teyzeoğulları da olunca kalabalığın tadına doyum olmazdı. Annemden ya da babamdan hadi köye gidelim cümlesini beklerdik çoğu zaman kardeşlerimle. Değişiklik olması iyi olurdu. Ama ben en çok da yıldızları seyredebilmek için gitmek isterdim köye. Dedemlerin eski evi kerpiçtendi. Şimdilerde onlar da betonarmeleşti tıpkı insanlar gibi. Kerpiç evler ne de güzeldir. İçinde ayrı bir hava vardır. Yazın serin, kışın sıcak.[...]