“Dostoyevski çağının en çok okuyan yazarlarındandı. Schiller’i, Balzac’ı kaç kere yeniden okumuştu.” Onun, okumaya bu denli önem vermesi, salt “okuma zevki”nden değil, “sağlam” bir okur olmadan, “sağlam” bir yazar da olunamayacağını bilmesindendi. Ne de olsa, inkar edilemez bir gerçektir: zamanın edebiyat sahnesinden kolayca silemeyeceği, büyük yazarlar, öncelikle sabırlı ve disiplinli okurlardır. Bu gerçeğe riayet edenler, geçen onca zamana, ve sayıları her geçen gün daha da artan “yeni çıkanlar”a rağmen, çokça okunuyorlar. Okunmaya da devam edecekler. Bu noktada, karşımıza, modern hayatın[...]
Bir mekanda uzun süre kalan insanda alışma belirtileri meydana gelir. Nitekim o belirtileri üzerimde taşıyor(d)um. Mekan değişince insana ferahlık gelmiyor değil. Bugün Sultanahmet Camii’nde Cuma Namazı kılmak nasip oldu bir kere daha. Alabildiğince kalabalık. En hoşuma giden tarafta cemaat içinde eriyip gitmek. Bir fert ama cemaat içinde. Hızlı yazar, güzel abilerden Murat Menteş’in ikinci kitabına geçmiş bulundum. Bu enerjiyi nereden buldu hala anlamış değilim. Okuduğum yerlerde merak içinde kalmakla beraber ince espriler harika bir hava katmış. Bu adam okunmalı arkadaş[...]
Sevgili günlük merhaba! Özür dilerim günlük seni ne de çok ihmal ettik. Kes uleyn! dedi günlük. Günlük yazmayacaksan ne diye duruyorum ben. Adam ol da yaz! dedi günlük. Neyse sanal malzemeleri somutlaştırmayalım. Sanal sanal bir yere kadar. Bugün aslında halet-i ruhiyem pek iyi değildi. Bir kaç olay yaşadıktan sonra kırılan şevkimi toparlamak çok uzun zaman alıyor. Şevki kıran maddeleri geçelim lütfen. Evet geçtik. Halet-i ruhiyem hâlâ kıvamına gelmiş değil fakat bu tür cümleler yazmamın nedeni Murat Menteş abimiz. Yazdığı ilk[...]
Uzun zamandır aradığım bir kitap vardı. Geçmiş zaman ekini kullanmamdan anlaşılacak ki kitabı temin etmiş bulunuyorum. Yazarı tarafından “Tuhfetü’n-Nuzzâr fi Garaibi’l-Emsâr ve Acâibi’l-Esfâr” diye adlandırılan, yaygın olarak “Rıhle” diye bilinen ve Türkçede “İbn Battûta Seyahatnâmesi” diye anılan eser. 14.Yüzyıl gezginlerinden olan İbn Battûta 1304 yılında Fas’ın Tanca şehrinde dünyaya gelmiş. Bu şehirden çıktığı günden beri 28 yıl süren gezileri boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri), Deşt-i Kıpçak, Bizans(İstanbul), Orta[...]
Bir dönem düşünün ki insanlar Allah Allah demeye korkuyor. O dönem ki batı mukallitliği hadsafada. Varsa yoksa batı. İnsanlar devlet eliyle resmi kanunlarla susturuluyor. Öyle ki bir memleketin İslâm memleketi olduğunu gösteren ezanlar susturulmuş, milletin manevi ihtiyaçlarını gideren kurumlar kapatılmış, cenaze namazlarını kıldıracak imamlar bulunamamış, sarıklar çıkartılmış, şapkalar takılmış, 1000 yıllık tarih harflerin değiştirilmesi suretiyle silinmiş, geçmişe küfürler edilmeye başlanmış, dinlerini yaşamak için çırpınan binlerce vatan evladı mahkemelerce saçma sapan sebeplerle idam edilmiş. İşte öyle bir dönemde “Kur’ân’ın sönmez ve[...]









