11.5.2010 - Güne Özel, Hasbihâl    1 Yorum

Yıldızlara bakıp hayaller kurmaktır hayalim

Küçükken memlekette, özellikle haftasonları annemlerin köyüne, dedemin evine gitmek ayrı bir zevkti benim için. Aynı ilçede ikâmet ettiğimiz teyzemlerle giderdik köye. Teyzeoğulları da olunca kalabalığın tadına doyum olmazdı. Annemden ya da babamdan hadi köye gidelim cümlesini beklerdik çoğu zaman kardeşlerimle. Değişiklik olması iyi olurdu. Ama ben en çok da yıldızları seyredebilmek için gitmek isterdim köye.

Dedemlerin eski evi kerpiçtendi. Şimdilerde onlar da betonarmeleşti tıpkı insanlar gibi. Kerpiç evler ne de güzeldir. İçinde ayrı bir hava vardır. Yazın serin, kışın sıcak. Çatısı olmadığı için çıkardık oyunlar oynardık düşme tehlikesi altında. Düşmezdik ama annelerimiz aşağıdan uyarırdı sürekli: “Kenarlara gitmeyin düşersiniz!”. Oysa şimdi kenarlara gidebileceğim evleri özlüyorum. Herşeyi unutup oyunlar oynamayı. En çok da uzanıp yıldızları seydebilmeyi.

Sıra sıra uzanırdık da yıldızları saymaya çalışırdık. En çok da kayan yıldızları arardı gözlerimiz. Kayan bir yıldız gördü mü birimiz hemen diğerlerine göstermeye çalışırdık, ardından söylerdik melekler şeytanları taşlıyor! Şehrin ışıkları ne zaman gökyüzünü kapladı, işte o zaman biz de unuttuk yıldızları. Onun için köye gitmek, açık bir yerde, bulutsuz bir gecede yıldızları izlemek ve hayal kurmak bir fırsattır.

Bugün yıldızların varlığını küçüklüğümdeki gibi hissettim. Sahi ya yıldızlarımız vardı bizim. Ne kadar unutmuştuk şehrin kalabalığı ve ışıkları içerisinde. Unutmuştuk da onlar bizi unutmamıştı. Şehrin ışıklarına inat parlıyorlar sürekli. Kayan yıldızları aradı gözlerim. Bazen uzakta hareketli bir şeyleri farkettim, heyecanlandım, yıldızların kayışını izleyebilecektim ama onlar da uzaklarda giden uçakların ışıklarıydı.

Sonra bunun mahza nimet olduğunu hissettim. Çok değil bir kaç saat içerisinde güneş doğacaktı. İnsanlar dinleniyordu şimdi ama bir kaç saat içerisinde işlerine gitmek için sokakları dolduracaklardı. Gerçekten farketmiyoruz gökyüzünü. Gündüz işe, gece eve. Gökyüzüne baktığımız yok. Çok değil bir kaç saat içerisinde yıldızlar gözükmeyecekti ama bir sonraki gece biliyordum ki bir kere daha gözükeceklerdi. Nimetin ta kendisi.

O kadar alışkanlık olmuş ki sanki zorunlulukmuş gibi, güneşin doğamayabileceği ihtimalini bile unutmuşuz. Yıldızların dökülebileceği ihtimalini zayıf görür olmuşuz.

Oysa küçüklüğümün yıldızlarına bakmak ve hayaller kurmak paha biçilmez. Şehrin ışıklarına inat her gece bakabilmek yıldızlara paha biçilmez. Bu nimetlere paha biçilmez.

Bize bu nimetleri veren Zat’a, yarattığı kâinatın zerreleri adedince şükür olsun.

1 Yorum

  • Yıldızdan yıldıza, kalpten kalbe…

varsa bir sözün?