bekir'in günlüğü

yazar geçici bir süre devre dışıdır

TARİH: 12 Şubat 2010 KATEGORİ: Hatıra, Müzik 0 Yorum

Bugün müzik arşivini gezerken eski albümlere bakmak aklıma geldi. Tam bir nostalji. Kim ne derse desin müziğin bende ayrı bir yeri var. Tenkit edildiğim zamanlar da oldu fakat pek kulak asmıyorum.

Bugün özellikle üç albümü tekrar tekrar dinledim bilgisayar başında iş yaparken. Her bir parçasında eski günlerim aklıma geldi. Hemşehrim olan Kıraç’ın ilk üç albümü. Yeni çıkan albümlere göre daha samimi ve içten üç albüm. Yola anadolu rockla çıkan Kıraç, şuan hard rock tabir edilen müzik ile türkü okumaya çalışıyor. İlk üç albümü: “Deli Düş” , “Bir Garip Aşk Bestesi” ve “Zaman”. Dinleyenler ve takip edenler bilir, “Zaman” albümü yıllarca söylendi dillerde.

Kıraç’ı dinlemeye başlamam ortaokul zamanlarıma denk gelir. Teyplerde çalan kasetler vardı. Bir arkdaşım sınıfa “Bir Garip Aşk Bestesi”ni getirmişti. Evde dinlemek için ödünç aldım ve hoşuma gitmişti tarzı. Derslerimizin bazıları ingilizce olduğu için sınıflarımızda kasetçalarlar bulunurdu. Müzikle ilgisi olan hemen hemen herkesin ceketinin iç cebinde bir kaset olurdu. Teneffüslerde dinlemek için. Kiminde Ahmet Kaya, kiminde Uğur Işılak, kiminde Kıraç, kiminde Nurettin Rençber, kiminde Mustafa Yıldızdoğan kasetleri bulunurdu. Kasetlerin güzel bir tarafı da içindeki albümü tanıtan kağıt parçasıydı. Şuan cdlerin içinde var olan kağıtlardan. Onların ayrı bir tadı vardı.

Neyse Kıraç’ın o albümünü alıp evde dinlemeye başlayınca ufaktan hayranlık başlamıştı bende. Diğer kasetlerini temin etmek için kasetçileri gezerdim. Yeni bir albümünün çıktığını televizyonlardan öğrenirdik. Müzik kanallarını parçaların kliplerini izlemek için arada sırada gezerdim. “Zaman” parçasının klibinin yeri ayrıdır bende. Sözleri ayrıdır. Taşıdığı mana ayrıdır.

O sıralarda okulumuzda yeni açılan kütüphanede Kıraç’ın biyografi kitabını da bulunca elemana iyice hayran olmuştum. Liseye geldiğim de ise “Kayıp Şehir”albümünü çıkarmıştı. Diğer üç albümden farklı olarak biraz daha rocka yönelmişti. Sesi değişmiş, kıyafeti değişmişti. Anadoludan çıkan o mütevazi çocuk artık çok uzakta kaldı. Şöhretmidir, hayat tarzımıdır bilmem ama ortaokul zamanlarımdaki Kıraç’la şuanki Kıraç çok farklı. İmaj için kovboy şapkası takması değişik bir durum olmuştu. Neyse yine de şuan kendi çağında bir şeyler yapıyor. İster beğeneyim ister beğenmeyeyim sonuç bu.

“Zaman”daki samimiyetin zamanla geri gelmesi ümidiyle.

Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz

Sarılıp da geçmişe avunmak olmaz

Ne sen kalırsın ne de ben bu dünyada

Umudun kaybedip pes etmek olmaz

Bir kez olsun çevir yüzün bak şu toprağa

Her gün bir çiçek açıyor diyor merhaba

Bütün geceler mecbur varır sabaha

Umudun kaybedip pes etmek olmaz

Gönül isterdi ki hep iyi olsun çok iyi olsun

Bütün acılar bitip her an hoş olsun

Ama ne yaparsın insanoğlusun

Acı olmayınca tatlı da olmaz

12 Şubat'larda yazdıklarım

  • 2010: Yaptıklarınız yetti artık, bugün namus günüdür! — Memleketimin kurtuluşu hatırasına… Birinci Cihan Harbi’nden sonra Osmanlı İmparatorluğunun, 30 Ekim1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalamasıyla Anadolu’nun birçok şehri işgal altına girer. Maraş [...]

yorum yap